İşverence Kreş Açma Yükümlülüğü İhlal Edildiğinde Kadın İşçi Haklı Fesih Yapabilir Mi?

Kadınları çalışma hayatından uzaklaştıran en önemli nedenlerden biri, çocuk sahibi olduklarında ücretsiz kreş haklarının olmamasıdır. Türkiye’de 0-6 yaş döneminde bulunan çocukların yüzde 86,7’sine anneleri bakmaktadır. Kamusal, ücretsiz ve herkesin ulaşabileceği bir hak haline getirilmeyen kreşler özel sektöre devredilmiş durumdadır. Bu kreşlerde de çocuk bakım hizmetlerinin niteliği düşük, ücretleri son derece yüksektir. Kamu kurum ve kuruluşlarına ait kreşler ise yıllar içerisinde azaltılarak 2008 yılında 497 olan kreş sayısı, 2016 yılında 56’ya düşmüştür. İşyerlerinde işverence emzirme odası ve kreş açma zorunluluğu ise bazı koşullara bağlanmıştır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30 maddesine dayanılarak çıkarılan, 16 Ağustos 2013 tarihli Resmi Gazete’de Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmeliğin 13. maddesine göre

Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun,
• 100-150 kadın çalışanın olması halinde emzirme odası kurma,
• 150 den çok kadın çalışanın olması halinde ise, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması ve bakılması, emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından kreş açma zorunluluğu getirilmiştir.

Burada görüldüğü üzere, Yönetmelik emzirme odası açmak için işyerinde 100-150 kadın çalışanın olmasını aramakta iken, bakım yurdu (kreş) açmak için ise 150’den fazla kadın çalışanın bulunmasını şart koşmaktadır. Maalesef kreş açma yükümlülüğü, işyerinde çalışan tüm işçilerin sayısı üzerinden değil, işyerinde çalışan kadın işçilerin sayısı üzerinden belirlenmektedir. İşveren tarafından açılan kreş, eğer işyerine 250 metreden daha uzaksa, yönetmelik, işverene taşıt sağlama yükümlülüğü de getirmiştir. İşverenler, ayrıca, ortaklaşa oda ve yurt kurabilecekleri gibi, oda ve yurt açma yükümlülüğünü, kamu kurumlarınca yetkilendirilmiş yurtlarla yapacakları anlaşmalarla da yerine getirebilirler. Yönetmelik, 13. maddenin 4. fıkrasında, “Oda ve yurt açma yükümlülüğünün belirlenmesinde, işverenin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan tüm işyerlerindeki kadın çalışanların toplam sayısı dikkate alınır” demektedir. Ayrıca bu sayının hesabında, erkek çalışanlar arasından çocuğunun annesi ölmüş veya velayeti babaya verilmiş olanlar da dahil edileceği belirtilmiştir. Burada önemli bir nokta ise kreş açma zorunluluğu olan işverenin bu hakkı ücretsiz olarak çalışanlarına sunması gerekliliğidir. Yönetmeliğin 21. maddesine göre “Oda ve yurtların bina, kuruluş, döşeme, araç, gereç, taşıt, beslenme gibi giderlerinin tamamı işverenlerce” karşılanacağı açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla bu işyerlerinde kreşin de ücretsiz olacağı açıkça belirtilmiştir. İşverenler bu şekilde kreş açarak bu yükümlülüğünü yerine getirebilecekleri gibi, bir kreşle anlaşma sağlayarak da bu yükümlülüğü yerine getirmiş kabul edilebilirler. Ayrıca, ortaklaşa oda ve yurt kurabilecekleri gibi, oda ve yurt açma yükümlülüğünü, kamu kurumlarınca yetkilendirilmiş yurtlarla yapacakları anlaşmalarla da yerine getirebilirler. Kreş açma yükümlülüğünün belirlenmesinde, işverenin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan tüm işyerlerindeki kadın çalışanların toplam sayısı dikkate alınır. Emzirme odası ve/veya yurt kurulması için gereken kadın çalışan sayısının hesabına erkek çalışanlar arasında çocuğunun annesi ölmüş veya velayeti babaya verilmiş olanlar da dâhil edilir. Kreşlerde, çocukların ihtiyaçlarına göre gerekli besinler, kahvaltıları ve yemekleri verilir. Yemek listeleri ve tamamlayıcı beslenmenin düzenlenmesinde işyeri hekiminin görüşleri alınır.
Kreş açma yükümlülüğü kapsamına giren işyerlerinde, yükümlülüğün yerine getirilmediğinin tespit edildiği tarihten itibaren her ay için idari para cezası uygulanacaktır. Ceza miktarı ise 2018 yılında yeniden değerleme oranında (%14,47) arttırılmış oldu. Buna göre kreş açmamanın cezası, az tehlikeli işyerleri için 2 bin 317 TL, tehlikeli 3 bin 90, çok tehlikeli işyerleri için 4 bin 635 TL oldu. Esasen, kreş işletmenin profesyonel bir hizmet olduğu, hele hele fabrika ve üretim yerlerinde kreş açılmasının çocukların sağlıkları açısından doğru olmadığı, 150 kadın sayısı sınırının kadın istihdamını olumsuz yönde etkilediği değerlendirildiğinde, iş mevzuatında yer alan bu yükümlülüğün yeniden gözden geçirilmesi gerektiği açıktır.

İlginizi çekebilir:  İş Hukukunda İbraname Sözleşmesi ve Geçerlilik Koşulları

İŞVEREN KREŞ AÇMAZSA İŞÇİ, İŞ AKDİNİ HAKLI SEBEPLE FESHEDEBİLİR Mİ?

İlgili düzenleme işyerleri için çalışma şartlarındandır. Çalışma şartlarının uygulanmaması nedeniyle işçi, İş Kanununun[2] 24/II-(f) maddesine göre iş akdini haklı sebeple feshedebilir.

Konuya ilişkin Yargıtay 9. H.D.`vermiş olduğu kararda; “4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinde işçinin haklı fesih halleri düzenlenirken (II) bendinin (f) alt bendinde son cümle olarak “yahut çalışma şartları uygulanmazsa” şeklinde ifadeye yer verilerek, çalışma koşullarının uygulanmaması durumu işçinin haklı fesih nedenleri arasında yerini almıştır. Anayasa, yasa, tüzük ve yönetmelikler, bireysel ya da toplu iş sözleşmeleri, işyeri personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklarla, işyeri uygulamalarının çalışma yaşamına etkileri sonucu her bir iş ilişkisinde çalışma koşulları meydana gelir. 14.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 25522 sayılı Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik’in 15.maddesine[3] göre, işverenin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan tüm işyerlerinde, yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, toplam 150’den çok kadın çalışanı olması halinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması, bakımı ve emziren çalışanların çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın belirli şartları taşıyan bir yurdun kurulması zorunludur.

Yönetmelikteki düzenleme gereği işverenin kreş açma zorunluluğu bulunmakta olup, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen işveren karşısında işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkı bulunmaktadır.” denilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin kreş açma yükümlülüğünü yerine getirmemesinin haklı fesih sebebi olduğuna hükmetti. Bu nedenle ayrılan işçiye tazminatının ödenmesi gerektiğine karar verdi. Yargıtay, anneleri ilgilendiren önemli bir karara imza attı. Kararla, işverenin kreş açma yükümlülüğünü yerine getirmemesinin işçi tarafından haklı fesih sebebi olduğuna, işçinin tazminatını alması gerektiğine hükmetti. Bir özel bankada çalışan kadın işçi, doğum izni sebebiyle ara verdiği işine dönmek istedi. Anne, banka idaresine kreş olmadığı için ihtarname çekti. Ancak banka çözüm bulmadı. Kreş yüzünden iş akdini fesheden bankacı kadın, ikinci şoku tazminat alamayınca yaşadı. Davacı, işverene ihtarname ile kreş temin etme yükümlülüğünü hatırlatarak aksi halde iş akdini feshedeceğini ihbar ettiğini, bankanın istifa sayıp işten çıkardığını ileri sürdü. Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı alacağını talep etti. Mahkeme, davayı reddetti. Karar temyiz edildi ‘İçtihat metni’ niteliğinde bir karara imza atan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise bankacıyı haklı buldu. Daire, 14 Temmuz 2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 25522 sayılı Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik’e atıfta bulundu. Yönetmeliğe göre, işverenin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan tüm işyerlerinde, yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, toplam 150’den çok kadın çalışanı olması halinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması, bakımı ve emziren çalışanların çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın belirli şartları taşıyan bir yurdun kurulmasının mecburi olduğu hatırlatıldı. Kararda şöyle denildi: “Davacı ihtarname ile işverene bu yükümlülüğünün gereği işyerinde kreş açılması gerektiği, aksi takdirde iş sözleşmesini feshedeceği ihtarında bulunmuş, işveren ise böyle bir yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının ihtarnamesinin istifa beyanı olarak kabul edileceğini bildirmiştir. Davacının izninin bittiği tarihte işe başlamak istediği, işverenin davacıyı istifa ettiği gerekçesiyle işe başlatmadığı davacı tanığının ifadesinden anlaşılmaktadır. Düzenleme gereği işverenin kreş açma mecburiyeti bulunmakta olup, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen işveren karşısında işçinin iş sözleşmesini haklı sebeple fesih hakkı bulunmaktadır. Davacı işe gelerek çalışma isteğini ve sözleşmesini feshetme iradesinin bulunmadığını göstermiş, işveren tarafından davacının çalışmasına izin verilmemiş olup, bu nedenle işverenin iş sözleşmesini feshettiğinin kabul edilmesi gerekir. Kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesi gerekirken,bu taleplerin reddi hatalıdır.”