Trafik Kazası Sonrası Araç Değer Kaybı İçin Ne Yapılmalı?

Meydana gelen bir trafik kazası ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlı olarak gerçekleşebilir. İki taraflı olarak gerçekleşen bir trafik kazası sonucunda kazaya karışan ve hasar alan aracın piyasadaki rayicine göre meydana gelen kaza sebebi ile değer düşüklüğüne verilen isimdir. Araç değer kaybı ülkemizde bir haksız fiil tazminat çeşidi olarak Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile girmiştir.

Araç Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır?

Araç değer kaybı esasen dava aşamasına girildikten sonra uzman bilirkişililer tarafından yapılmaktadır. Araç değer kaybı hesaplamasında etkisi bulunan pek çok prosedür vardır. Bunların bazıları araç, bazılarıysa araç kullanım şekliyle ilgilidir. Bu değişkenler aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

  • Üretim yılı
  • Hasar geçmişi ve niteliği
  • Kilometresi
  • Marka ve model bilgisi
  • Trafiğe çıkış tarihi
  • Pazar değeri

Araç Değer Kaybı Davası Kime Açılır?

Kazaya karışan ve sebebiyet veren kusurlu kişinin sigortasına açılır. Değer kaybının tazminatı bakımından araç sürücüsü ve ruhsat sahibi farklı ise her ikisine de dava açılabilir. Bu davanın hukuki olarak dayanağı Borçlar Kanunu’nun 122. Maddesidir. Bu maddeye göre karşı taraf kazada bir kusuru bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Şayet ispat edemiyorsa araçta meydana gelen kaybı ödemekle yükümlüdür.

Araç Değer Kaybı Davası, Görevli Mahkeme Hangisidir?

Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir.
Yargıtay sigorta şirketlerine karşı açılan araç değer kaybı davalarının ticari dava niteliğinde bulunduğundan hareketle Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna araç işleteni ve sürücüsüne karşı açılan davalarda ise Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu konusunda karara varmıştır.

Dava, davacıya ait aracın trafik kazası sonucu hasarlanması nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup asliye ticaret mahkemesi görev alanı içinde bulunmakta olup mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/14740 E. , 2017/1909 K.