Çek Nedir? Kambiyo Senetlerine Özgü Takip Yolları Nelerdir?

Çek, ticari hayatın ihtiyaçlarına cevap verebilmek ve aynı zamanda nakit para taşımanın çeşitli zorluklarını aşmak için kullanılan kambiyo senetlerinin bir türüdür. Çekin düzenlenerek tedavüle çıkarılmasının kişilere yüklediği ağır sorumluluk ve dolaşım güvenliğinin sağlanması için çek için de diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi sıkı şekil şartları öngörülmüştür. Çekin geçerliliğine ilişkin bu şekil şartları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 780 ve 781. maddelerinde düzenlenmiştir. Bir çekin geçerliliğinden bahsetmemiz için ilgili hükümlerdeki şekil şartlarının yerine getirilmiş olması ve çekin geçersiz olmasına neden olacak unsurları taşımamış olması gerekir. Bunun yanında 6728 sayılı “Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 70. maddesi ile Türk Ticaret Kanunu’nun çekin unsurlarını belirleyen 780. maddesinde değişikliğe gidilmiştir. Yapılan değişiklikle çekin taşıması gereken şekli unsurlar arasına banka tarafından verilen seri numarası ve karekod eklenmiştir. Bu şekilde, Kredi Kayıt Bürosu A.Ş. nezdinde isteğe bağlı bir uygulama olarak başlayan karekodlu çek kullanımı zorunlu hale gelmiştir. Diğer yandan, ülkemizde çek uygulaması ve karşılıksız çek durumunda uygulanması gereken hükümler yıllarca eksik görülmüş; bu nedenle sürekli farklı uygulamalar denenmiş ancak bu uygulamalardan bir türlü istenilen sonuç alınamamıştır. Çek Kanunu’nda 2012 yılında yapılan değişiklik ile karşılıksız çek düzenlemesi artık suç olmaktan çıkarılıp idari yaptırıma dönüştürülmüştü. Bu yaptırımın da yetersiz kaldığı ve çek hamillerini yeterince korunmadığı düşünülünce, yine daha önce denenmiş ancak olumlu sonuç alınmamış bir yaptırım tercihine geri dönülmüştür. Bu kapsamda çeke olan güvenin korunması amacıyla 6728 sayılı Kanunun 63. maddesi ile Çek Kanunu’nun 5. maddesinde değişiklik yapılarak çekte karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişiler hakkında öngörülmüş olan idari nitelikteki yaptırıma adli yaptırım eklenmiştir. Bu anlatılanlara ek olarak, kambiyo senetlerine duyulan güveni ve kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyeti düşünülerek İcra ve İflas Kanunu’nda da alacakları kambiyo senedine bağlı alacaklıları koruyacak bazı özel hükümler getirilmiştir. Buna göre alacağı kambiyo senedine bağlı alacaklılar için diğer takip yollarına nazaran alacaklılar lehine daha avantajlı hükümler içeren kambiyo senetlerine özgü takip yolları düzenlenmiştir.
Çek, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun TTK üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. TTK m. 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedi olup TTK’nın 780 ila 818. maddeleri, bu kambiyo senedine tahsis edilmiştir. Yine, TTK’nın çeki düzenleyiş biçimi bonoya benzer şekilde olmuş ; ayrıca çeke özel hükümler konulmuş ve geri kalan konular için poliçe hükümlerine atıf yapılmıştır (TTK m. 818).
Çekin ödeme aracı olması keşideci ve hamil nezdinde çeşitli faydalar sağlamaktadır. Her şeyden önce çekle yapılan ödeme nakitle yapılan ödemeye göre ivediliğe ve kesinliğe sahiptir. Yine, çekle yapılan ödemeler ispat açısından da kolaylık sağlamaktadır. Çünkü çekin ödenebilmesi için muhatap bankaya ciro ve ibraz edilmesi zorunlu olduğundan, keşideci, bu sayede kendi hesabı ile yapılan ödemelerin delilini kendiliğinden elde etmiş olur. Diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de şekle sıkı sıkıya bağlılık söz konusudur. Çekin zorunlu unsurlardan birinin dahi eksikliği senedi geçersiz kılmakta ve bu şekilde ilgililerin menfaati korunmaya çalışılmaktadır. Ancak kanun koyucu bu katı tutumunun yanında bazı şekil şartlarının bulunmamasına rağmen senedi geçerli saymaya devam etmiştir. Yargıtayın içtihadı birleştirme kararlarında da şekle bağlılık esasına vurgu yapıldığı görülmektedir: “Diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de sıkı sıkıya şekle bağlılık esası geçerlidir. Çekin zorunlu unsurlarından birinin dahi eksikliği çekin bu niteliğini ortadan kaldırır”. Çeke ilişkin hükümleri düzenleyen iki temel kanun bulunmaktadır; bu iki kanunda çekin şekil şartları farklı şekilde düzenlenmiştir. Bir senede çek vasfı yükleyebilmemiz için senette bulunması gereken unsurlar TTK m. 780’de sayılmış, ancak TTK m. 781’de ise bu unsurlardan bazıları açısından alternatif olabilecek bir düzenlemeye gidilmiştir. Bu kapsamda TTK m. 780’de öngörülen unsurlardan birini içermeyen senet, TTK’nın 781. maddesinin 2. ve 3. fıkrasında yer alan haller dışında geçersizdir. Diğer yandan, ÇK’nın 2. maddesinde çek defterlerinin bankalar tarafından bastırılacağı ve çek defterlerinin her bir yaprağında yer alacak hususlar tek tek sayılmıştır. Ancak ÇK’da yer alan hususlar çekin zorunlu unsurlarını oluşturmayıp bu unsurların eksikliği çekin geçersizliği sonucunu doğurmamaktadır (ÇK m. 2/9).

İlginizi çekebilir:  Limited Şirket Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Çekin Şekil Şartları Nelerdir?

Çekin düzenlenmesine ilişkin şekil şartlarını iki ana başlık altında inceleyebiliriz. Bu başlıklar TTK’da sayılan şekil şartları ve ÇK’da sayılan şekil şartlarıdır. Çekin şekil şartları ele alınırken TTK’daki sistem esas alınmış olup tüm unsurlar bütünlük içinde ele alınırken açıklanan unsurun zorunlu, alternatif zorunlu veya ihtiyari unsur olup olmadığına ayrıca işaret edilmiştir. Bir çekin geçerli olabilmesi için anılan hükümlerdeki şekil şartlarını sağlıyor olması ve çekin geçersiz olmasına neden olacak unsurları taşımaması gerekmektedir. TTK m. 780’de öngörülen şekil şartlarından birinin eksikliği halinde çek geçerli kabul edilmeyecektir. Zorunlu şekil şartları eksik olan çekler nama veya emre yazılı olması durumunda havale olarak kabul edilecektir; ancak hamiline yazılı olması ve havale alıcının bulunmaması halinde çek, delil başlangıcı olarak kabul edilecektir. Nitekim bu husus Yargıtay kararlarında da vurgulanmıştır; “Çek borç ikrarını kapsayan bir senet değil, bir ödeme vasıtasıdır ve bir miktar paranın ödenmesi için verilmiş havale emrini ihtiva eder. Ödeme, bir borcu itfa amacı ile olabileceği gibi ödünç verme amacı ile de yapılabilir. Bu itibarla dayanılan çek, davacının davalıdan yazılı miktar kadar alacağı olduğuna kesin bir delil teşkil etmez. Ne var ki, olayda çekteki imza inkar edilemediğine göre çek, davacının alacak iddiası hakkında bir beyyine başlangıcı olarak kabul edilebilir ve bu suretle alacağın varlığı tanıkla kanıtlanabilir. O halde mahkemece çekin verilmesine neden olan asıl hukuki ilişkinin mahiyetinin ve davacının alacaklı olduğunun kanıtlanması için davacının gösterdiği tanıkların dinlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece bir ödeme vasıtası olan çekin adi senet niteliğinde olduğundan söz edilerek ödetme kararı verilmiş olması bozmayı gerektirir.

TTK’ya göre çekin şekil şartları şunlardır (TTK m. 780):

  • Çek Kelimesi
  • Kayıtsız ve Şartsız Belli Bir Meblağın Ödenmesi İçin Havale
  • Muhatap Bankanın Ticaret Unvanı
  • Ödeme Yeri
  • Düzenleme Günü ve Yeri
  • Düzenleyen Kişinin İmzası
  • Karekodlu Çek ve Seri Numarası

Çekin Ödenmemesi:
Çek hamili, çek bedelini elde etmek için, çeki ibraz süreleri içerisinde ödenmek üzere muhatap bankaya ibraz etmelidir. Bu husus ÇK’nın 3. maddesinde şöyle düzenlenmiştir: “Karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde hamilin varsa vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenir. Ancak çek, hesabın bulunduğu şubeden başka bir şubeye ibraz edildiğinde, o şubece karşılığı sorulmak suretiyle ödenir.”
İlgili kanun maddesi, aslında TTK m. 795/1’de yer alan “çek görüldüğünde ödenir” kuralının daha ayrıntılı şeklini teşkil etmektedir. Çek hamili çeki, muhatap bankanın hesabının bulunduğu şubesine veya herhangi diğer bir şubesine ödenmek için ibraz ederse, çekin karşılığının bulunması ve muhatap bankanın ödeme yapmasını engelleyen herhangi bir hukuki durumun bulunmaması halinde, çek ödenir. Buna karşılık, çek hamilinin hesapta çekin karşılığının bulunup bulunmadığını sorma yetkisi yoktur. TTK m. 795 ve ÇK m. 3/8 birlikte incelendiğinde çekler, üzerindeki düzenleme tarihi gelmemiş olsa bile hamil tarafından, ödeme için muhatap bankaya ibraz edebilir81; ancak, ödeme yapılması hesapta karşılık bulunması koşuluna bağlıdır. Başka bir ifadeyle, üzerindeki düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekler hesapta ancak karşılık bulunması durumunda muhatap tarafından ödenir; ancak hesapta karşılık yoksa da “karşılıksızdır” işlemine konu olmayacaktır. ÇK madde 8 fıkra 3 hükmü, hukuki takip yapılmasını, çekin üzerinde yazan keşide tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesine ve karşılıksızdır işleminin yapılmasına bağlamıştır. Dolayısıyla, hamilin karşılıksızdır işlemini yaptırabilmesi için ibraz sürelerini beklemesi ve çeki süresi içinde tekrar ibraz etmesi gerekir.

Karşılıksız Çek Nedir?

Türk hukukunda hangi çeklerin “karşılıksız çek” sayılacağı hususunda detaylı bir düzenleme yoktur. Fakat ÇK, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihlerine göre kanuni ibraz süreleri içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmelerine rağmen yeterli karşılığı bulunmadığı için hamiline tamamen veya kısmen ödenmeyen çeklere karşılıksız çek keşide etme müeyyidesini benimsemiştir. Buna karşılık çek keşide edilen hesapta kısmen veya tamamen karşılığı bulunmasa bile çek bedelinin muhatap banka tarafından herhangi bir sebeple ödenmesi halinde karşılıksız çek oluşmayacaktır. Çünkü, karşılıksız çekten söz edebilmek için çek bedelinin kısmen ve ya tamamen ödenmemiş olması gerekir. Bir karşılıksız çekten söz edebilmek için, çekin karşılığının düzenleyenin hesabında bulunmaması tek başına yeterli bir sebep değildir. Bir çekin karşılıksız çek olarak adlandırılabilmesi için belli unsurların bir arada bulunması gerekir.
Bu unsurlar:
– Muhatap bankaya ödeme için ibraz edilen senet ‘çek hükmünde olmalıdır. Yani TTK’da sayılmış olan tüm zorunlu unsurları içermesi gerekir.
– Çekin meşru hamil tarafından muhatap bankaya ibraz edilmiş olması gerekir.
– Çekin kanunen öngörülmüş olan ibraz süreleri içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmiş olması gerekir. Çekin düzenleme tarihinden önce ibraz edilmesi halinde veyahut çekin ibraz süresinin geçmesinden sonra ibrazında artık karşılıksızdır işlemi yapılamayacaktır.
Hukuken karşılıksız çekten bahsedebilmek için bir diğer şart, usulüne uygun şekilde muhatap bankaya ibraz edilen bir çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmamasıdır. Bu bulunmama hali çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Bir çekin karşılıksız olması nedeniyle ödenmediği durumlarda, çekini ödeme için kanuni ibraz süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz eden ve karşılıksız olduğunu yine kanuni süresi içerisinde tespit ettiren hamilin keşideci dâhil müracaat borçlularına kambiyo senetleri hakkındaki özel takip usullerine göre başvurma hakkı olacaktır.

İlginizi çekebilir:  Anonim Şirket Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Takip Yolları Nelerdir?

Alacaklının kambiyo senetlerine özgü takip yollarına başvurabilmesi için gerekli ilk şart TTK’da aranan şekil şartlarını haiz bir kambiyo senedinin bulunmasıdır. Bu sebeple çalışmamızın önceki başlıklarında çekin şekil şartlarını detaylı bir biçimde inceledik. Bu başlık altında ise temel olarak kambiyo senetlerine özgü takip yollarına ilişkin bilgiler verilecek, buna ek olarak çeke ilişkin özel bir husus olduğunda ise ayrıca işlenecektir. Para veya teminat alacağı olan bir kişi genel haciz yoluyla takibe başvurabileceği gibi bu borç bir kambiyo senedine bağlanmışsa, kanunun özel olarak düzenlediği ve genel haciz yoluyla takibe göre daha avantajlı olan kambiyo senetlerine özgü takip yollarını kullanabilir. Ancak alacaklı aynı dosyada kambiyo senedinin borçlularından bir kısmına karşı genel haciz yoluyla takibe bir kısmana karşı ise kambiyo senetlerine özgü takip yoluna başvuramaz. Ayrıca alacaklı elinde kambiyo senedi bulunmasına rağmen genel haciz yoluyla takibe başvurursa, kambiyo senetlerine özgü takip yollarına ilişkin avantajlı hükümlerden yararlanamayacaktır. Alacağı hem kambiyo senedine bağlanmış hem de rehinle temin edilmiş olan alacaklı, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği gibi önce rehne başvurma kuralının bir istisna olan kambiyo senetlerine özgü takip yollarını da kullanabilir (İİK m. 45/3). Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip ile genel haciz yoluyla takip arasında, takip talebinin içeriği, ödeme emrinin içeriği, ödeme emrine itiraz ve şikâyet süreleri gibi ödeme emrinin kesinleştirerek icra belgesi halini almasına kadar olan kısımda alacaklı lehine farklılıklar mevcuttur. Bu farklılığın sebebi kanun koyucunun kambiyo senedine dayanan alacağın varlığını herhangi bir senede dayanmayan veya adi senede dayanan alacağa nazaran daha muhtemel görmesidir. Ancak bu aşamadan sonra yani haciz, haczedilen malların paraya çevrilmesi, paraların paylaştırılması ve aciz vesikasının düzenlenmesi aşamaları ise her iki takip yolu bakımından aynıdır. Kambiyo senetlerine özgü takip yolları TTK’da düzenlenmiş olan kambiyo senetleri için kullanılabilecek özel bir takip yoludur. Kambiyo senetleri TTK’da sınırlı sayıda sayılmış olup poliçe (TTK m. 671-775), bono (TTK m. 776-779) ve çekten (TTK m. 780-823, 670) ibaret olduğu için, alacaklının alacağı ancak bu senetlerden birine dayanıyorsa, kambiyo senetlerine özgü takip yollarına başvurabilir. Buna göre, alacaklı kambiyo senetlerine benzer senetlerle veya TTK’da düzenlenmiş olan diğer kıymetli evraklara dayanarak, bu özel takip yollarına başvuramaz. Kambiyo senetlerine özgü takip yollarını kullanabilmek için senedin kambiyo senedi vasfını haiz olmasının yanında bu vasfı da kaybetmemiş olması gerekmektedir.

Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu İle Takip

Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu, özel bir ilamsız icra yoludur. Alacaklının bu yola başvurabilmesi için, alacağının mutlaka bir kambiyo senedine bağlı olması gerekir (İİK m. 167/1). Bir kambiyo senedinin varlığından bahsedebilmemiz için ilgili senedin TTK’da öngörülen şekil şartlarını taşıyor olması gerekir. Aksi takdirde alacaklı bu özel ilamsız icra yolunu kullanamaz.

İlginizi çekebilir:  Kambiyo Senetlerine Özgü Takip Nasıl Yapılır?

Kambiyo Senetlerine Özgü İflas Yoluyla Takip

Alacağı bir kambiyo senedine bağlanmış alacaklı, borçlunun iflasa tabi bir kişi olması durumunda dilerse kambiyo senedine dayalı iflas yoluyla takip talebinde de bulunabilir. Alacağın kambiyo senedine bağlı durumlarda önce rehine başvurma zorunluluğu bulunmadığından alacaklı, alacağı rehinle teminat altına alınmış olsa bile kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takip yapabilir, tabi bu bir zorunluluk değildir alacaklı isterse genel haciz yoluna gidebileceği gibi rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takipte yapabilir (İİK m. 167). Bazen kambiyo senedine dayalı alacak zamanaşımına uğrayabilir bu durumda alacaklı, temel ilişkide zamanaşımı süresi daha uzunsa temel ilişkiye dayanarak genel haciz yoluyla takip veya borçlu iflasa tabi bir şahıs ise genel iflas yoluyla takip yoluna başvurabilir. Bu ihtimalde kambiyo senedi, takip konusu alacağa delil teşkil edecektir. Ancak İsviçre Hukuku’nda, kambiyo senedine bağlı bir alacak varsa, borçluda iflasa tabi bir kişiyse alacaklı sadece kambiyo senedine dayalı iflas yoluna gidebilecektir. Kambiyo senetlerine özgü iflas yolu bir takipli iflas yoludur. Bu takip yolunun kabul edilmesinin sebebi, kambiyo senetlerinin tedavülünü kolaylaştırmak ve kambiyo senedine dayalı alacağa alacaklıyı daha hızlı kavuşturmaktır.
İktisadi açıdan bir ödeme aracı olan çek, nakdi ödeme söz konusu olmaksızın yapılan ödemelerde kullanılan araçların, hala en önemlisi konumundadır. Çekin düzenlenmesi hususunda diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de şekle sıkı sıkıya bağlılık söz konusudur. Bu kapsamda Türk Ticaret Kanunu’nda belirtilen çekin zorunlu unsurlardan birinin dahi eksikliğinde senet geçersiz kılınmış; aynı yönde Yargıtay kararlarında da şekle bağlılık esasına vurgu yapılmıştır. Diğer yandan, kanun koyucu bu katı tutumunun yanında bazı şekil şartlarının bulunmamasına rağmen senedi geçerli saymaya devam etmiştir. Çeke dayalı olarak kambiyo senetleri özgü takip yollarına başvurabilmek için şeklen geçerli bir çekin bulunması ve bu çekin süresinde bankaya ibraz edilip karşılıksızdır işleminin yaptırılması gereği, bizi çalışmamızda öncelikle geçerli bir çekten bahsedilmek için bulunması gereken şartları ve bu çekin muhatap bankada karşılığının olmaması durumunda, karşılıksız işleminin hangi şartlar altında yapılacağını ve bunun sonuçlarının neler olacağını incelemeye yöneltmiştir. Çeke dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine özgü takiplerde, karşılaşılan başlıca sorunlardan birisi, takip konusu çekteki imza hakkında sahtelik iddiasında bulunulması (sadece ödeme emrinin tebliği üzerine icra mahkemesine yapılan imzaya itiraz bu anlamama gelmemekte, bir sahtelik davası açılmalı veya en azından derdest bir hukuk davasında bu iddia ileri sürülmeli) durumunda, bu iddianın takibi herhangi bir ihtiyati tedbir kararı almadan durdurup durduramayacağıdır. Bu konuda doktrinde fikir ayrılıkları olmasına rağmen, ağırlıklı görüş, takip konusu senetteki imza hakkında sahtelik iddiasında bulunulması durumunda takibin ayrıca bir ihtiyati tedbir kararı almaya gerek olmadan HMK m. 209/1’deki açık hüküm gereği durması gerektiği yönündedir. Çünkü HMK m. 209/1 sahtelik iddiasına dayalı olarak açılan bir menfi tespit davasının sonucunu özel olarak düzenleyen bir hükümdür. Bu bağlamda İİK m. 72 her türlü sebebe dayalı olarak açılabilen menfi tespit davalarının sonuçlarını düzenleyen bir madde olarak değerlendirilmelidir. Çeke dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine özgü takiplerde karşılaşılabilecek diğer bir problem ise, hukuken mümkün olmamasına rağmen bir şekilde ileri tarihli çek, üzerinde yazılı olan düzenleme tarihinden önce muhatap bankaya ibraz edilmiş ve ödememe sebebi, çek üzerine, muhatap banka tarafından yazılmışsa ve alacaklı da bu çeke dayanarak kambiyo senetlerini özgü takipte bulunmak istemişse icra müdürünün bu takip talebini hangi gerekçeyle reddetmesi gerekeceğidir. Kanaatimizce bu ihtimalde her ne kadar çekte vade kabul edilmese bile, yapılan kanuni düzenlemelerle bunun zımnen kabul edildiği göz önüne alınıp, çekin vadesinin henüz gelmemesi sebebiyle takip talebini reddetmesi gerekecektir. Sonuç olarak, kanun koyucu çekin iktisadi açıdan bir ödeme aracı olmasını ve halen uygulamada arz ettiği önemi göz önüne alarak, gerek çekin şekil şartlarına ilişkin düzenlemeler yapılırken gerek çekin ödenmemesi üzerine uygulanacak yaptırımlar düzenlenirken gerekse de kambiyo senetlerine özgü takip yollarına ilişkin düzenlemelerde, çekin ticari hayattaki tedavül kuvvetini yavaşlatmayacak aynı zamanda çeke duyulan güveni de sarsmayacak düzenlemeler yapmalıdır.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]