İş İlişkisinde Rekabet Yasağı Hakkında Bilinmesi Gerekenler Nelerdir?

Kelime anlamı olarak rekabet, aynı amaçta olan kimseler arasındaki çekişme, yarışma, yarış anlamlarına gelir. İşçinin işverenine karşı rekabet etmeme borcu, iş sözleşmesinde bu konu ile alakalı ayrı bir hüküm içermese dahi işçi ile işveren arasındaki sözleşmenin devam ettiği süre boyunca aykırılık teşkil etmemelidir. Bu borç, genel olarak işçinin işverene karşı sadakat borcu başlığı altında yer alan bir yükümlülüğüdür. İşçi ile işveren arasında imzalanan iş akdi, taraflara çeşitli borç ve yükümlülükler yükler. İşçinin, iş sözleşmesi ile işverene karşı üstlendiği borçlardan biri de sadakat borcudur. İşçinin işverene karşı sadakat borcu Türk Borçlar Kanunu madde 396’da vurgulanmıştır. İşverenin ticarî sırlarına hakim olan bir işçinin, işveren ile arasındaki iş sözleşmesi bittikten sonra söz konusu bilgileri işverenin aleyhine kullanması hakkaniyete aykırı olacaktır ve bundan dolayı işverenin korunabilmesi adına rekabet yasağı sözleşmelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Fakat, bir iş sözleşmesinde işverenden çok daha zayıf konumda bulunan işçinin işveren karşısında haksızlığa uğramasını önlemek amacıyla kanun koyucu, rekabet yasağına ilişkin hükümleri, Türk Borçlar Kanunu’nun 444 ile 447. maddeleri arasında özel ve detaylı bir şekilde düzenlemiştir.

Rekabet Yasağı Sözleşmesi Nedir?

Rekabet yasağı, aynı alanda, aynı amacı güderek iş yapan kimselerin karşılıklı olarak hukuka aykırı bir şekilde yarışa girememesi, belirli kimselerin birbirleriyle rekabet etmelerinin yasaklanması anlamına gelmektedir. İşçinin işverene karşı rekabet etmeme borcunun, işçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesi bittikten sonra da devam etmesi isteniyorsa, tarafların karşılıklı olarak bunu ayrıca ve açıkça sözleşmeyle kararlaştırması gerekmektedir. Rekabet yasağına dayalı olarak yapılacak olan anlaşma, işçi ile işveren arasında ayrı bir sözleşmeyle kurulabileceği gibi, aralarındaki mevcut iş sözleşmesine konulacak özel bir hükümle de yapılabilir. Rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş sözleşmesi devam ederken işverenin müşterilerini tanıması ya da iş sırlarını öğrenmesi sebebiyle, iş ilişkisi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında, belirli bir bölgede ve belirli bir zaman dilimi içinde işverenle rekabet teşkil edecek herhangi bir faaliyette bulunmaması hususunu içeren sözleşmeye denir.

Rekabet Yasağı Sözleşmelerinin Geçerlilik Koşulu Nedir?

  1. İşçinin Fiil Ehliyetine Sahip Olması
  2. Sözleşmenin Yazılı Olarak Yapılması
  3. İşverenin Korunmaya Değer Haklı Bir Menfaatinin Olması
  4. İşçinin Ekonomik Geleceğinin Tehlikeye Düşürülmemesi

Rekabet Yasağı Sözleşmesi Hukuka Aykırılık Teşkil Ediyor İse Bir Yaptırım Var Mıdır?

Bir rekabet yasağı sözleşmesinde; işçinin fiil ehliyetine sahip olması, sözleşmenin yazılı olarak yapılması, işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin olması ve işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemesi hususlarının bulunmaması, rekabet yasağı sözleşmesinin geçersizliğine sebebiyet verir. Burada önemle üzerinde durulması gereken konu, işçinin ne zamandan itibaren sözleşme ile bağlı kalmadığının tespitidir. Zira özellikle işçi lehine karşı bir edimin kararlaştırıldığı rekabet yasağı sözleşmelerinde, işçinin yasağın geçerliliğine güvenerek yasağa uymaması halinde sözleşmeyi baştan itibaren geçersiz saymak hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracaktır. Rekabet yasağı sözleşmesinin işçi bakımından sürekli borç ilişkisi doğuran niteliği de göz önünde bulundurulduğunda, işçinin sözleşmenin geçersizliğini öğrendiği andan itibaren ileriye dönük olarak rekabet yasağı ile bağlı olmadığını kabul etmek en hakkaniyetli çözüm olacaktır. Bu kabul ile birlikte işçi, yasağa uygun davrandığı dönemin karşılığı olan karşı edimi iade etmekten kaçınabilecektir.
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerlilik koşullarının sözleşmede aşırı nitelikte kararlaştırılmış olduğu durumlarda ise kanun koyucu, hâkimin sözleşmeye müdahale ederek aykırılığı sınırlandırabileceğini belirtmiştir. TBK m. 445/2’ye göre, “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.”

İlginizi çekebilir:  İşveren Avukatı

Rekabet Yasağına Aykırı Bir Durum Olursa Bunun Yaptırımı Nedir?

  • İşverenin Zararının Tazmini
  • İşçinin Cezai Şart Ödemesi
  • Rekabet Yasağına Aykırı Davranışın Sona Erdirilmesi

Rekabet yasağı sözleşmesinin amacı, işçinin işletmede öğrendiği bilgileri, iş sözleşmesi sona erdikten sonra işverenin aleyhine onunla rekabet edecek şekilde kullanmasını engellemektir. Rekabet yasağı, işçiye iş sözleşmesi sona erdikten sonra işverenle rekabet edici faaliyetleri yasakladığı için, işçinin ekonomik geleceğini de sınırlandırmaktadır. Bu nedenle söz konusu sözleşmenin geçerli olabilmesi, birtakım koşulların varlığına bağlıdır. Nitekim rekabet yasağı sözleşmesi yapılması konusunda taraflara mutlak bir özgürlük verilmesi işçinin mesleğini yapmasının yasaklanması sonucunu doğurur. Rekabet yasağına işçinin korunmasını sağlamak amacıyla getirilen geçerlilik şartları BK m. 348-350’de düzenlenmiştir. Bunlar; bir iş sözleşmesinin bulunması, işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını bilmesinden dolayı işverene önemli bir zarar vermesi ihtimalinin olması (BK m. 348/2), işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye atılmaması, sözleşmenin yazılı şekilde yapılması (BK m. 350) ve sözleşmenin yapıldığı sırada işçinin reşit olması (BK m. 348/3)’dır. İşçinin iktisadi geleceğinin hakkaniyete uygun bir şekilde sınırlandırılması için rekabet yasağının zaman, yer ve konu bakımından sınırlandırılması esaslarına uygun davranılması da rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için uyulması gereken koşullardan birisi olarak kabul edilir. İşçinin daha iyi korunması ve zarar görmemesi amacıyla, rekabet yasağı sınırlandırılırken yer, zaman ve konu bakımından kapsam bir bütün olarak incelenmelidir. Söz konusu sınırın uygunluğu tespit edilirken iş sözleşmesinin sona erme anı dikkate alınmalıdır. Bu koşullara, rekabet yasağı sözleşmesinin yapılmasını engelleyen özel bir kanun hükmünün bulunmaması koşulu da eklenmelidir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olması için bu koşulların tamamının gerçekleşmiş olması gerekir.

Konu İle Alakalı Yargıtay Kararı;
Yargıtay
9. Hukuk Dairesi

Esas : 2009/3417
Karar : 2011/2307
Tarih : 03.02.2011

-YARGITAY İLAMI-

Davacı, rekabet yasağından kaynaklanan cezai şart alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Benli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:

– YARGITAY KARARI –

Davacı işveren vekili; davalının Elektronik Mühendisi olarak davacı şirkette çalıştığını, 07.06.1993 tarihinde taraflar arasında BK’nun 348 vd. Maddeleri çerçevesinde rekabet yasağının uygulanacağına ilişkin sözleşme imzalandığını ve bu sözleşmeye aykırı hareket edilmesi halinde 75.000 USD cezai şart ödeneceğinin hükme bağlandığını, davalının henüz iş akdi devam ederken müvekkili firma ile aynı konuda faaliyet gösteren Erciyes Çelik Halat Tel San. ve Tic. A.Ş kurarak rekabet yasağına aykırı davrandığını ileri sürmüş ve cezai şart alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasında ki rekabet yasağı sözleşmesinin müvekkili tarafından serbest irade ile imzalanmadığını, davalının kurucu ortağı olduğu şirket ile davacı şirketin aynı konuda faaliyet göstermediklerini, BK’nun 348 maddesine göre sözleşmenin geçerli olabilmesi için işçinin, işverenin müşterilerini tanıyabilecek ve sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışması gerektiğini, davacının ise işverenini sırlarını öğrenebilecek konumda olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

Mahkemece davaya dayanak taahhütnamenin tek taraflı işçi aleyhine şartlar düzenlediği, işçi aleyhine düzenlenen tek taraflı cezai şartın geçersiz sayılması gerektiği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

1 – Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2 – Dava rekabet yasağının ihlali sebebiyle kararlaştırılan tazminatın ödetilmesi isteğine ilişkindir.

Borçlar Kanununun 348. maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek rekabet yasağının esasları düzenlenmiştir. Buna göre işçinin, işverenle ilişkide olan müşterileri tanıması ve görülmekte olan işin bütün ayrıntılarına ulaşabilmesi imkanının olduğu hallerde, iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından işverenle rekabet oluşturacak şekilde kendi namına iş yapmaması, rakip bir firmada ortak olamaması ya da iş sözleşmesiyle çalışmaması şeklinde şart içeren sözleşmeler yapabileceklerdir. Borçlar Kanunun ilgili hükmünde ikinci cümlede ise rekabet yasağının kapsamı sınırlandırılmış ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.

Borçlar Kanunun 349. maddesinde ise, rekabet yasağının işçinin iktisadi geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin türü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği ifade edilmiştir. Buna göre süre, yer ve işin türü bakımından sınırlandırılmış olmadıkça rekabet yasağı geçerli olmayacaktır. Sınırlamaların işin ve hatta işçinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir. Dairemizce, Türkiye sınırları içinde rekabet etmeme yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır. Ancak yabancı uyruklu olup çalışma hayatının çoğunu Türkiye dışında geçirmiş bir işçi bakımından rekabet yasağının Ülke sınırları ile belirlenmesi mümkün olabilecektir. Yine, il sınırları ya da belli bir bölge ile sınırlandırma işin niteliğine göre yerinde görülebilir.

Süre konusunda da en fazla bir ya da birkaç yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebilir. Aksi durum işçinin ekonomik anlamda yıkımına neden olabilecektir.

Rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. Özellikle şirketlerin ticaret siciline kayıt sırasında faaliyet alanlarının geniş tutulduğu ülkemizde işçinin bütün alanlarda çalışmasının sınırlandırılması mümkün olmaz. İşçinin işverene ait işyerinde yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili ve işverenin asıl faaliyet alanına giren işler bakımından böyle bir sınırlama getirilmelidir.

Rekabet yasağının ihlaline bağlı taraflarca kararlaştırılmış olan belli bir ödemeyi öngören yaptırım, niteliği itibarıyla bir cezai şart hükmüdür. Böyle olunca Borçlar Kanunun 161/son maddesi hükmü gereğince fahiş olan cezai şartın hakim tarafından indirilmesi gerekir (Yargıtay 9. HD. 02.05.2008 gün 2007/ 17815 E, 2008/ 11014 K).

Somut olayda; davalının iş yerinden ayrıldığı tarihten ibaren 2 yıl süre ile iş yeri ve işveren ile rekabet edecek herhangi bir ticari, sınai faaliyet göstermemek ve haksız rekabet yapmamak konusunda taahhütte bulunduğu ve bu taahhütnameye aykırı hareket ettiği takdirde cezai şart ödemeyi kabul ettiği anlaşılmaktadır.

Davalının, davacı ile arasındaki iş akdi devam ederken davacı şirket ile aynı konuda faaliyet gösteren Erciyes Çelik Halat Tel San. ve Tic. A.Ş kurduğu Ticaret Sicil Kayıtları ve her iki şirketin Ana Sözleşmeleri ile sabittir. 04.12.2001 ve 11.03.2004 tarihli bilirkişi raporları ile her iki şirketin muhtelif tiplerde çelik halat ve tel üretiminde bulunduğu, 2000 yılı içerisinde 11 adet ortak müşteriye satış yapmış oldukları belirlenmiştir.

Yerel mahkemece, taraflar arasındaki 07.06.1993 tarihli taahhütname işçi aleyhine tek taraflı cezai şart içermesi nedeni ile geçersiz kabul edilmiştir. İş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Buna karşılık taraflar, iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş akdine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. İş akdi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ancak böyle bir sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olmaktadır. (Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, Beta Yayınları, 2005, S:277). Hizmet sözleşmesinde işçi, diğer tarafa (iş sahibine) nazaran zayıf durumda bulunduğu için kanun, iş sahibinin haksız menfaatler sağlayarak işçiyi ezmesini önlemek amacıyla hizmet sözleşmesine eklenecek rekabet yasağı hakkındaki hükümleri özel bir şekilde düzenleme gereğini duymuştur. Borçlar Kanununun 348. maddesinde öngörülen rekabet yasağına bağlı cezai şartın tek taraflı düzenlenmesi sözleşmeyi geçersiz kılan nedenlerden değildir.

Taraflar arasında 07.06.1993 tarihinde imzalanan rekabet yasağı sözleşmesi yer bakımından bir sınırlandırılma içermemekte ise de davalının ortaklarından olduğu Erciyes Çelik Halat Tel San. ve Tic. A.Ş nin, davacı şirket ile aynı yerde faaliyet gösterdiği anlaşıldığından bu nedenle sözleşmenin geçersiz sayılmasına imkan bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğu dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.