ses kaydı almak

İzinsiz Görüntü veya Ses Kaydı Almak

Gelişen teknoloji ile birlikte ses ve görüntü kaydı almak son derece kolay hale gelmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda kullanımı bakımından da kişilerin izni olmaksızın alınan görüntü ve ses kayıtlarının kullanıla bilirliği tartışma yaratmaktadır. Hukuk sistemimizde ses kaydının ve görüntü kaydının alınmasında suç teşkil edilebilmesi için aranan kelime hukuka aykırı olarak elde edilip edilmediğidir. Yani ses kaydı veya görüntü kaydının alınmasının suç olabilmesi için aranan kriter bu kayıtların nasıl elde edildiğidir. Zira Türk Hukuku’nda gerek ceza yargılamalarında gerekse hukuk yargılamalarında hukuka aykırı olarak elde edilen ses kaydı ve görüntü kaydı almak suç teşkil etmekte olup bu kayıtlar delil niteliği taşımamaktadır.

SES VE GÖRÜNTÜ KAYITLARININ, FOTOĞRAF ÇEKİMİ VEYA VİDEO ALIMLARININ HUKUKA UYGUN OLARAK ALINMASI MÜMKÜN MÜDÜR?

Bir kimsenin rızası olmaksızın ses ve görüntü kaydı alınması hukuka aykırılık teşkil ettiğinden bu verilerin delil olarak kullanılması mümkün olmayacağı gibi kayıt alan kişi de Türk Ceza Kanunu bakımından suç teşkil eden bir eylem gerçekleştirmiş olacaktır. Kişinin rızası olmasa dahi bu kayıtların delil olarak kullanılabilmesi yani hukuka uygun kabul edilebilmesi için birtakım koşullar bulunmaktadır.

Kişinin kendisine veya yakınlarına karşı (Ailesine karşı da olabilir.) birebir işlenen suçlardan birine maruz kalındığında bu durumu ispatlama amacıyla yahut önlemek amacıyla izinsiz ses veya görüntü kaydı olması halinde ispat veya önleme amacı ile kaydın alınmış olması bu kayıtların hukuka uygun olarak elde edildiğinin kabulünü gerektirir. Birebir suç olarak cinsel taciz veya cinsel saldırı, iftira, şantaj, hakaret yahut tehdit gibi suçları sıralayabiliriz. Böyle suçlarla karşı karşıya kalan kişi bu suçu önlemek veya maruz kaldığını ispatlamak amacıyla ses kaydı, görüntü veya video kaydı alması hukuka uygun olarak nitelendirilir ve delil olarak kabul edilir.

Burada önemli olan husus kişinin böyle bir suçla karşı karşıya kalması veya saldırı altında olmasıdır. Yani kişiye karşı böyle bir suç saldırısı olmadan alınan ses kaydı veya görüntü kaydı hukuka uygun olarak elde edilmemiş sayılır.

Aynı zamanda bu durumların ani olarak kişinin başına gelmiş olması gerekir. Kişinin başına aniden veya tesadüfen gelmeyen duruma karşı sırf delil olması amacıyla planlı olarak ses kaydı veya görüntü kaydı alınması ne yazık ki delil olarak nitelendirilemez. Yani bir kimseyi kandırmak, uyuşmazlık çözümünde kişinin aleyhine olacak şekilde konuşturmak veya davranmasını sağlamak şeklinde yapılan eylemlerin sonucu olarak alınan görüntü ve ses kayıtları hukuka uygun deliller olmaz.

Yine kişi elde ettiği ses kayıtlarını, görüntü kayıtlarını veya video kayıtlarını 3. kişilere gösterme veya bu kişilerle paylaşma amacıyla kayıt altına almış olmamalıdır. Kayıt alan kişinin amacının hukuki bir uyuşmazlığın çözümünde bu kayıtları delil olarak kullanmayı amaçlıyor olması gerekir.

Kısacası kişinin hukuka uygun olarak ses kaydı, görüntü kaydı veya video kaydı aldığının kabul edilmesi için aranan en önemli kriter bunları hangi amaçla yaptığıdır. Bu sebeple kayıtların her olayda delil niteliği taşıyıp taşımadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Yukarıda belirttiğimiz şartların varlığı halinde bu kayıtların gerek özel hukuk uyuşmazlıklarında gerekse ceza hukuku yargılamalarında delil olarak kullanılması mümkün olacaktır. Yüksek Mahkeme içtihatları da bu yöndedir.

Habersiz Ses veya Görüntü Kaydı Almak Suç Mu?

Kişinin haberi olmadan ses kaydı veya görüntü kaydının alınması, fotoğrafının çekilmesi veya videosunun çekilmesi Türk Ceza Kanunu’na göre suç teşkil eder. Dolayısıyla ses, görüntü kaydı alan kişilerin elde ettiği verilerin hukuka aykırı olmasının yanı sıra bu eyleminin suç teşkil etmesi de söz konusu olabilecektir.

Özel Hayatın Gizliliği Suçu;

Herkes tarafından en çok bilinen ve duyulan suç; özel hayatın gizliliği suçudur. Burada öncelikle özel hayatın tam olarak neleri kapsadığından bahsetmek gerekir. Kişinin özel hayatı olarak kişisel hayatından bahsedilmektedir. Yani günlük hayatında yaşamsal olarak kişisel hayatının içinde yaptığı aktiviteler, edindiği bilgiler, yaptığı eylemler gibi sadece kişiye özel olan durumların izinsiz olarak ses kaydı, görüntü kaydı veya video kaydı alınmak suretiyle öğrenilmesi özel hayatın ihlalini oluşturmaktadır.

Haberleşme Gizliliğinin İhlal Edilmesi Suçu;

Bilindiği üzere haberleşmeler gizli olup kişilerden izinsiz olarak erişilmesi halinde haberleşmenin gizliliği suçunu oluşturmaktadır. Dolayısıyla kişilerin birbirleri arasında konuşması, iletişim kurması veya haberleşmesi gibi durumlarda yapılan görüşmelerin, atılan maillerin, yahut paylaşılan bilgilerin izinsiz olarak kayıt altına alınması işbu suçu teşkil eder.

Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu;

Burada suç teşkil eden hareket kişiler arasında yapılan özel konuşmaların kayda alınması veya dinlenmesidir. Özelden kasıt ise aleni yapılıp yapılmadığıdır. Eğer kişiler arasında yapılan konuşmalar üçüncü kişiler tarafından duyulması için özel çaba gerektirir ise bu konuşma aleni bir konuşma değildir. Yani diğer üçüncü kişiler tarafından duyulması için çaba sarf edilmeyen konuşmalar alenidir ve herkes rahatlıkla duyabilecektir. Dolayısıyla aleni konuşmaların kayda alınması işbu suçu oluşturur.

Dolayısıyla elde edilen ses kayıtlarının ve görüntü kayıtlarının, fotoğraf çekimlerinin ve video çekimlerinin yukarıda bahsedilen durumlarda yapılması halinde Türk Ceza Hukuku’nda yer alan işbu suçları teşkil ettiğini söylemek gerekir. Bu sebeple bu kayıtların hukuka uygun olarak elde edilerek suç teşkil etmemesine dikkat edilmesi gerekmektedir.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]