Kalp Krizi İş Kazası Sayılır Mı?

Kaza kavramı; belirli bir nedene bağlı olmayan, önceden bilinmesi mümkün olmayan, beklenmeyen bir zamanda gerçekleşen, amaca bağlı olmayan ve tesadüfi bir şekilde meydana gelen istenmeyen ve olumsuz sonuçlar doğuran olguların meydana gelmesi şeklinde ifade edilebilir.

WHO’ya göre iş kazası, “önceden planlanmamış, çoğu zaman yaralanmalara, makine ve teçhizatın zarara uğramasına veya üretimin bir süre durmasına yol açan olay” olarak nitelendirmektedir.

ILO ise iş kazasını, “belirli bir zarar veya yaralanmaya yol açan, önceden planlanmamış beklenmedik bir olay” şeklinde tarif etmiştir.
6331 sayılı İSG Kanununun 3/g maddesine göre iş kazası; işyerinde veya işin yapılması nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay olarak tanımlamıştır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (SSGSSK) m.13’de “ iş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması” başlığı altında iş kazasının tanımı verilmekten çok hangi şartlarda meydana gelen olayın iş kazası sayılacağı düzenlenmiştir.
Tüm bu bilgiler harmanlanacak olursa; iş kazası, sigortalının işveren egemenliği altında bulunduğu bir sırada yapılan çalışma veya çalışmanın gereği nedeniyle aniden ve dıştan meydana gelen bir etkenle çalışanı bedenen veya ruhça zarara uğratan bir olay olduğu söylenebilir.

5510 Sayılı Kanun Nezdinde İş Kazasının Şartları Nelerdir?

  1. Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada kaza olması.
  2. İşveren tarafından yürütülmekte olan iş sebebiyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle kazanın gerçekleşmesi
  3. Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi sebebiyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda meydana gelen kazalar.
  4. 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda meydana gelen kazalar.
  5. Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen kazalar.

Yukarıda ifade edilen hallerde gerçekleşen kazalar iş kazası sayılacaktır.

İş Kazası Sigortası Kapsamında Olan 4-A’lı Sigortalılar Kimlerdir?

  • Hizmet akdi ile çalışanlar,
  • Aday çırak, çırak ve stajyerler,
  • Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevlerinde çalışanlar,
  • Harp Malulleri ile Vazife Malulleri,
  • Türkiye İş Kurumu kursiyerleri,
  • Stajyer öğrenciler,
  • Tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan sigortalılar,
  • Sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki iş yerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri,
İlginizi çekebilir:  Mobbing Nedir? Mobbing'in Unsurları ve Nedenleri Nelerdir?

İş Kazasının Bildirimi ve Süresi Nedir?

İş kazasının bildirimi ve bildirim süresi Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile Ek 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 35 inci maddesinde düzenlenmiştir.
Buna göre;
• Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan sigortalılar, 5 inci maddesinin (a), (b), (c) ve (e) bendinde sayılan sigortalılar ile Ek 9 uncu maddesinde belirtilen şartlarda ev hizmetlerinde çalışan sigortalılar ve intörn öğrencilerin iş kazası geçirmeleri halinde işverenleri tarafından kazanın olduğu yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Kuruma da kazadan sonraki,
• Kanunun 5 inci maddesinin (g) bendinde sayılan sigortalının iş kazası geçirmesi halinde, işvereni tarafından kazanın olduğu ve ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelerdeki yerel kolluk kuvvetlerine derhal, Kuruma da kazadan sonraki,
• Kanunun Ek 5 inci maddede belirtilen tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan sigortalıların ise kendilerince veya işverenlerince kolluk kuvvetlerine derhal, Kuruma da kazadan sonraki,
3 iş günü içinde bildirilmesi gerekmektedir.

Bildirim Nasıl Yapılmalıdır?

Meydana gelen iş kazasının işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu’na e-Bildirim programı üzerinden bildirilmesi gerekmektedir.

  1. Dilekçe ile yapılan bildirime göre; sigortalının T.C. kimlik numarası, sigorta sicil numarası, adı ve soyadı, doğum tarihi, işyerinde yaptığı iş, işyerinde çalışmaya başladığı tarih, iş kazasının vuku bulduğu yer, tarihi, saati, oluş şekli, tanıkların ad ve soyadları, işyerinin adresi, işverenin adı, soyadı, unvanı, ikametgâh bilgileri, şirket merkezi bilgileri ile imzalarının da bulunması gerekmektedir. Ancak ilgili ünite tarafından istatistik kayıtları ve iş kazasının tespiti açısından gerekli görülen diğer bilgiler ise işverene yazı yazılmak suretiyle istenilecektir.
  2. Adi posta ile yapılan bildirimlerde Kurum kayıtlarına intikal tarihi, taahhütlü, iadeli taahhütlü, acele posta veya Alo POST, PTT kargo ile yapılan bildirimlerde ise postaya veriliş tarihi esas alınacaktır. Bildirimlerin işyerinin bağlı bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezlerine yapılması gerekmektedir. Ancak Kurumun başka bir müdürlüğüne yapılan bildirimler işyerinin bağlı bulunduğu müdürlüğe yapılmış gibi kabul edilecektir.

Kalp Krizi İş Kazası Mıdır?

SGK, iş kazalarını değerlendirmede hem 506 sayılı Kanunun uygulandığı dönemde hem de 5510 sayılı Kanunun uygulandığı dönemde bu ilkeleri esas alarak karar vermekteyken, Yargıtay konuyla ilgili kararlarını ve Hukuk Genel Kurulunun 2004/21-529 E. 2004/527 sayılı; Sigortalının, iş yerinde çalışmakla iken kalp krizi geçirerek ölümü, 506 sayılı Yasanın 11. maddesinde gösterilen “sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada meydana gelme” haline uygun bir olay olduğu gibi, aynı maddenin (b) bendinde yer alan “işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelme” haline de uygun olup iş kazası sayılması gerekir.

İlginizi çekebilir:  İşverenin İşçinin Ücretine Zam Yapması Zorunlu Mudur? İhtiyari Midir?

Maddede başkaca bir şart ve kısıtlamaya yer verilmemiş olduğundan yasada olmayan bir kısıtlamanın yorum yoluyla getirilmesine de olanak yoktur.” Şeklindeki kararını dikkate alarak uygulama değişikliğine gitmiştir.

2016/21 sayılı Genelge ile “Sigortalının iş yerinde kalp krizi geçirmesi veya başka bir hastalık nedeniyle ölmesi ya da ruhen veya bedenen hemen veya sonradan engelli hale gelmesi iş kazası olarak kabul edilecektir.” Talimatıyla, iş yerinde meydana gelen kalp krizi vakalarının yanında diğer hastalıklar nedeniyle ölümü ve engelli hale gelmeyi de iş kazası kapsamında değerlendireceğini belirtmiştir. Genelgede kalp krizinden sonra ucu açık bir ibareyle “başka bir hastalık” denilerek, uygulamanın sadece kalp kriziyle sınırlı olmadığı belirtilmekle birlikte hangi hastalıkların hangi durumda iş kazası olarak değerlendirileceği ise açıklanmamıştır.

Kalp krizinin, iş kazası olarak kabul görmesi için; yukarıda belirtilen hallerde meydana gelen kazaya maruz kalan kişinin 5510 Sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında sigortalı olması mutlak şart olarak vurgulanmıştır.

Kalp krizinin, 5510 Sayılı Kanun’un 13. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi halinde olay iş kazası olarak tanımlanacaktır.

Yargıtay, sigortalının, kalp krizi geçirdiği tarihteki çalışmasının hizmet sözleşmesine dayalı olduğu olayda, olay anında Belediye adına çalıştığının ortaya konulması halinde, ölümle sonuçlanan ve kalp krizi sonrasında meydana geldiği konusunda uyuşmazlık bulunmayan olayın iş kazası olarak kabulü için başkaca bir koşul aranmaması gerektiğini ifade etmektedir.

Kalp Krizi Geçiren İşçi İşvereninden Maddi-Manevi Tazminat Alabilir Mi?

İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminattan işverenin sorumlu tutulabilmesi için olayın iş kazası olması yeterli olmayıp, işverenin, iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal gösterdiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Meydana gelen zarardan işverenin sorumlu tutulabilmesi için öncelikle, taraflar arasında bir hizmet akdi ilişkisinin bulunması ve olayın iş kazası olması gerekmektedir.

İlginizi çekebilir:  Kıdem Tazminatında İdarenin Sorumluluğu

Ancak olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi, işverenin her durumda bu kazadan sorumlu tutulmasını gerektirmediğinden, Sosyal Sigortalar Hukuku kapsamında bir iş kazasından işverenin sorumlu olması için, işverenin iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal göstermesi sonucu kaza meydana gelmiş olmalı, diğer bir deyişle, oluşan kazadan sorumlu olabilmesi için işverenin kusurunun kanıtlanmış olması gerekmektedir.

İşverenin tazminattan sorumlu tutulabilmesi, İş Kanunu’nun ve İş Sağlığı Ve Güvenliği Yönetmeliğinin öngördüğü önlemlerin işyerinde alınmış olup olmadığının saptanması ile mümkün olup, işverenin kusurlu olup olmadığı ve varsa kusur oranının uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tespit edilmesi gerekmektedir. İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminattan işverenin sorumlu tutulabilmesi için olayın iş kazası olması yeterli olmayıp, işverenin, iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal gösterdiğinin kanıtlanması gerekmektedir.

Konu İle Alakalı Yargıtay Kararı;
T.C.
Yargıtay
21. Hukuk Dairesi
E: 2015/20594 K: 2016/9335 K.T.: 07.06.2016

Somut olaya geldiğimizde Mahkeme “makine mühendisi” iş güvenliği uzmanı olan bilirkişinin 28.1.2015 havale tarihli raporunu gözeterek eldeki davayı neticelendirmiştir. Oysaki yargılama konusu iş kazası oluş şekli bakımından kusur irdelemesinin içerisinde en az bir kardiyolog hekimin bulunduğu bilirkişi heyetine yaptırılması gerektiği açıktır. Zira yukarda belirtildiği üzere davacılar murisinin maruz kaldığı zararlandırıcı olay “kalp krizi” olup makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporun tek başına hükme esas alınamayacağı bellidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; içerisinde en az bir kardiyolog hekim bilirkişi de olacak şekilde işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine dosyayı tevdi ederek olayı yeniden inceletmek, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davalı yararına takdir edilen 1.350.00TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]