Marka Nedir? Marka Tescili Neden Önemlidir?

Marka, birçok yerde geçen ve bilenen en yaygın tanımıyla işletmenizin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayıran işaretlere marka denir. Bu işaretler kişi adları, isimler, sözcükler, herhangi bir anlamı olmayan yan yana getirilmiş harfler, rakamlar veya harf rakam kombinasyonları olabilir.

Marka Nedir?

  1. Kaynak gösteren işarettir.
  2. Garantinizi veren işarettir.
  3. Reklamınızdır.
  4. Bilinirliğinizdir.
  5. Tüketicinin seçimidir.
  6. Firmanızın değeridir.
  7. Prestijinizdir.
  8. Saygınlığınızdır.
  9. Bir işletmenin her şeyidir.

Tanınmış Marka Nedir?

Marka, bir işletmenin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye uygun her türlü işaret olarak tanımlanmaktadır. 556 sayılı KHK’da markanın bir tanımına yer verilmemiş, ancak marka olabilecek işaretlerden ve bu işaretlerin özelliklerinden söz edilmiştir. Tanınmış markanın her somut olaya göre farklılık göstermesi ve önceden belirlenmiş kriterlere uymama ihtimalinin bulunması nedeniyle bu kavramın tanımı gerek 556 sayılı KHK’da gerekse diğer kanunlarda yer almamaktadır . Tanınmış marka kavramının tanım ve özellikleri hakkında bazı unsurlar tespit edilmiş ve kriterler ortaya konmuştur. Ancak bu kriterler arasında bir birlik bulunmamaktadır. Tanınmış marka kavramı, 556 sayılı KHK’nın yürürlüğe girmesinden önce de Türk hukukunda bilinen bir kavramdı. 551 Sayılı Markalar Kanunu’nun 11. maddesinde “Memleketimizde tescil edilmiş olan dünya veya memleket çapında tanınmış yabancı veya yerli markaların ve benzerlerinin başka emtia için tescili, tanınmış marka sahibinin izni ile mümkündür.” hükmü düzenlenmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bir kararında tanınmış marka kavramını tanımlamış ve bu karar tanınmış markanın kriterleri olarak farklı kararların da da yer bulmuştur. Yargıtay, tanınmış markayı “bir şahsa veya teşebbüse sıkı şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak tarif etmek mümkündür” şeklinde tanımlamıştır.

Neden Marka Tescili Yaptırılmalı?

Marka Tescilinin Faydaları nelerdir?
Ülkemizde her yıl, milyonlarca taklit ve sahte ürün ya üretiliyor ya da yurt dışından ülkemize sokuluyor. Bu ve benzeri her türlü hak hırsızlığına karşı,marka tescili yaptıran bir firma, Türkiye sınırları içerisinde ve kendi sektöründe, markasının tekel kullanıcısı olup, marka sahibi dilerse, markasını kullanan kişilere karşı 556 sayılı KHK’ye göre dava açma hakkına sahip olur.

  1. Tescil başvurusu ile birlikte 10 yıl sürecek bir koruma süreci başlayacak olup,
  2. Aynı sektörde faaliyet gösteren kişi ve kuruluşların bu markayı kullanması engellenebilecektir.
  3. Kurumsal imajınız, resmi olarak tescillenmiş olacaktır.
  4. .tr uzantılı web adreslerinin kullanım hakkı sizin olacaktır.
  5. Diğer kişi veya kuruluşların taklit (kopya) gibi kanunsuz kullanımlarını önlemenize yarayacak hukuki yaptırımlar sağlanabilecektir.
  6. Tabela ve e-ticaret girişiminiz, yasal güvence altına alınmış olacaktır.
  7. Markanızın ® (Register) işareti ile kullanımı ve tescil durumunun beyanı da mümkün olacaktır.

Hangi Markalar Tescil Edilebilir?

Ayırt edici olması koşuluyla her türlü işaretin marka olarak tescil edilmesi mümkündür. Açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dahil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir. Ayırt edici nitelik, bir işaretin herhangi bir sebeple diğerlerinden farklı olmasını sağlayan özellikleri ve ögeleri ifade eder. Bir işaret ya başlangıçtan itibaren ayırt edicidir veya zamanla kullanılarak, yatırım yaparak, yani ilanlar, reklamlar tanıtıcı programlar, kampanyalar ve yerleştirici çalışmalarla bu niteliği kazanabilir.
Günümüzde gerçek kişi adları, soyadları, takma adları marka olarak tescil edilebilmektedir. Yine 10 Ocak 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Sınai Mülkiyet Kanunu (“Kanun”) ile markanın tescile uygun ve sicilde gösterilebilir bir halde olması halinde seslerin dahi tescilinin önü açılmıştır. Kanun’un kabulünden önce tek rengin tek başına ayırt edici olmaması ve herkes tarafından kullanılabilir olması nedeniyle soyut renklerin tek başına tescili mümkün kılınmamıştır. Ancak yeni Kanun’da renk kombinasyonlarının yanında renklerin de tek başına tescil edilebilirliği kabul edilmiştir. Marka ile özdeşleşmiş sloganlar, mal ya da ambalaj biçimleri de marka olarak tescil edilerek koruma altına alınabilmektedir.

İlginizi çekebilir:  Marka Tescilinin Önemi ve Tescilin Sağladığı Korumalar

Marka Tescili Başvurusu Nasıl Yapılır?

Marka başvurusu, fiziki evrak ile ya da çevrimiçi başvuru ile yapılabilmektedir. Başvuruda bulunabilmek için, başvuru sahibinin tacir olması, ticari işletmesinin bulunması şartı aranmamaktadır, gerçek kişiler de marka tescil başvurusunda bulunabilmektedirler. Her marka için ayrı bir tescil başvurusu yapılması gerekmektedir. Birden çok marka için tek bir başvuru yapılması mümkün değildir.
Marka başvurusu, başvuru sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri içeren başvuru formunu, marka örneğini, başvuruya konu mal veya hizmetlerin listesini, başvuru ücretinin ödendiğini gösterir belgeyi, başvuru, ortak marka veya garanti markası için yapılmışsa Kanun’da düzenlenen teknik şartnameyi, rüçhan hakkı talebi varsa rüçhan hakkı talep ücretinin ödendiğini gösterir belgeyi, marka örneğinde Latin alfabesi dışında harf veya harfler kullanılmışsa bunların Latin alfabesindeki karşılığını kapsamaktadır. Marka tescili, yapılan başvuru üzerine, TPE tarafından yürütülen idari sürecin sonunda gerçekleşmektedir.
Bu süreç;
• tescil başvurusu,
• başvurunun TPE tarafından sınıflandırılması ve incelenmesi,
• başvurunun yayınlanması,
• başvuruya itirazların yapılması, itirazların incelenmesi,
• tescil belgelerinin verilmesi / tescil başvurusunun reddedilmesi,
aşamalarını içermektedir ve yaklaşık olarak 7-9 ay sürmektedir. Başvurusu eksiksiz yapılmış veya eksiklerini gidermiş ve süresi içerisinde hakkına itiraz yapılmamış veya yapılan itiraz kesin olarak reddedilmiş bir başvuru, tescil edilerek sicile kaydedilir. Başvuru sahibine de ‘’Marka Tescil Belgesi’’ verilir.
Marka tescilinin sağladığı korumanın süresi, tescil başvurusu tarihinden itibaren 10 yıldır. Bu süre, her 10 yılın bitiminden itibaren geçerli olmak üzere, 10’ar yıllık dönemler halinde ve sınırsız olarak yenilenebilmektedir. Koruma süresinin bitiminden itibaren altı aylık süre içerisinde tescili yenilenmeyen markalar hükümsüz sayılmaktadır. Yenileme isteminin yapılması ve yenileme harç ve ücretinin ödenmesi, koruma süresinin sona erdiği tarihten önceki altı ay içinde gerçekleştirilmektedir. Bu süre içinde talebin yapılmaması halinde, yenileme, koruma süresinin sona erdiği tarihten itibaren altı aylık süre içinde ek ücretin ödenmesi şartıyla da yenileme yapılabilmektedir. Marka tescil başvurusunda bulunabilmek için, markanın kullanılmakta olması şart değildir. Ancak, tescilden sonraki herhangi bir 5 yıllık dönemde marka kullanılmaz ise markanın iptaline karar verilir.

Konu İle Alakalı Yargıtay Kararı;

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2017/11-2498
K. 2018/1316
T. 4.7.2018
* MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ ÖNLENMESİ VE TAZMİNAT İLE TİCARET SİCİLİNDEN TERKİN ( Tarafların Karşılıklı İddia ve Savunmalarına Dosyadaki Tutanak ve Kanıtlara Bozma Kararında Açıklanan Gerektirici Nedenlere Göre Hukuk Genel Kurulunca da Benimsenen Özel Daire Bozma Kararına Uyulmak Gerektiği – Önceki Kararda Direnilmesinin Usul ve Yasaya Aykırı Olduğu )
* AYIRT EDİCİ UNSUR ( Mahkemece Markalar Arasında Karıştırma İhtimali Değerlendirmesinin Markaların Ayırt Edici Unsuru Dikkate Alınarak Markanın Bıraktığı Bütünsel İzlenime Göre Yapılacağı – Taraf Markalarındaki Yegâne Ortak Unsur Olan “HAMUR” Kelimesinin Pide Börek İşlerinin Genel Yaygın Tasviri Adı Olduğu/Davacının Markalarının Başka Firmaların Tanımlayıcı Unsur Olarak “HAMUR” İbaresini Kullanmasını Yasaklayamayacağı )
* TİCARET ALANINDA HERKES TARAFINDAN KULLANILAN ADLARIN MÜNHASIRAN VEYA ESAS UNSUR OLARAK MARKA OLARAK TESCİL EDİLEMEMESİ ( Davalının Ticaret Unvanında Yer Alan “Hamur” İbaresinin Davacı Markaları ile İltibas Tehlikesine Yol Açmadığı – Tarafların Karşılıklı İddia ve Savunmalarına Dosyadaki Tutanak ve Kanıtlara Bozma Kararında Açıklanan Gerektirici Nedenlere Göre HGKnca da Benimsenen Özel Daire Bozma Kararına Uyulmak Gerektiği/Önceki Kararda Direnilmesinin Usul ve Yasaya Aykırı Olduğu )
556 sayılı KHK/m. 7, 8
ÖZET : Asıl dava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat; birleşen dava ise davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin tespiti, durdurulması ve davalının ticaret unvanındaki ibarenin ticaret sicilinden terkini istemlerine ilişkindir. Mahkemece, markalar arasında karıştırma ihtimali değerlendirmesinin markaların ayırt edici unsuru dikkate alınarak markanın bıraktığı bütünsel izlenime göre yapılacağı, taraf markalarındaki yegâne ortak unsur olan “HAMUR” kelimesinin pide, börek işlerinin genel yaygın tasviri adı olduğu, davacının “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” markalarının başka firmaların tanımlayıcı unsur olarak “HAMUR” ibaresini kullanmasını yasaklayamayacağı, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adların münhasıran veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemeyeceği, davalının ticaret unvanında yer alan “Hamur” ibaresinin davacı markaları ile iltibas tehlikesine yol açmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
DAVA : Taraflar arasındaki “marka hakkına tecavüzün, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile ticaret sicilinden terkin” davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen 22/11/2012 gün ve 2006/253 E., 2012/277 K. sayılı karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.12.2013 gün 2013/7958 E., 2013/23520 K. sayılı kararı ile;
“…Davacı vekili, müvekkilinin “HAMURABİ” ve “HAMUR CAFE” ibareli marka tescillerinin bulunduğunu, uzun yıllardan beri börek salonları, kafe, pastane işletmeciliği ile uğraştığını, ürettiği ürünler için kullandığı “Hamur Cafe” ve “Hamurabi” markalarını sektörde en üst düzeylere taşımayı başardığını, anılan ibareleri aynı zamanda işletme adı olarak da kullandığını, davalının aynı alanda faaliyette bulunduğunu, davalının “ÖZ HAMUR” ibaresini marka olarak hizmetlerinde ve ürünlerinde kullanıldığını, ayrıca ticari ünvanında da bu ibarenin yer aldığını ileri sürerek; asıl davada, marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin tespiti ve durdurulmasını, tecavüzün giderilmesini, toplam 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte tahsilini, birleşen davada ise davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin tespitini menini durudurulmasını, kaldırılmasını, davalının ticaret ünvanındaki “ÖZ HAMUR” ibaresinin ticaret sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının markaları ile müvekkilinin kullandığı ibarenin birbirinden farklı olduğunu, davalının işyerinde börek, poğaça dışında imalatın bulunmadığını, “Hamur” sözcüğünün davacının tekelinde olamayacağını, davanın haksız ve kötü niyetle açıldığını, herhangi bir tecavüz bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında karıştırma ihtimali değerlendirmesinin markaların ayırdedici unsuru dikkate alınarak markanın bıraktığı bütünsel izlenime göre yapılacağı, taraf markalarındaki yegane ortak unsur olan “HAMUR” kelimesinin pide, börek işlerinin genel yaygın tasviri adı olduğu, davacının “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” markalarının başka firmaların tanımlayıcı unsur olarak “HAMUR” ibaresini kullanmasını yasaklayamayacağı, 556 Sayılı KHK’nın 7/c,d fıkraları gereğince ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adların münhasıran veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemeyeceği, davalının ticaret ünvanında yer alan “Hamur” ibaresinin davacı markaları ile iltibas tehlikesinin de bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı adına tescilli “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” ibareli markalarla iltibas oluşturan “ÖZHAMUR” markasının davalı tarafından kullanıldığı iddiasıyla marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine, birleşen dava ise davalının ticaret ünvanında yer alan “ÖZHAMUR” ibaresinin terkini talebine ilişkindir.
Taraflar arasında daha önce görülen ve Dairemizin bozma ilamı sonrasında 2009/82 Esas numarasını alan Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 12/11/2009 tarihli ve 2009/281 Sayılı TPE YİDK kararının iptali talepli kararda; “ÖZHAMUR+ŞEKİL” ibareli işaret ile redde mesnet alınan 2001/3946 Sayılı “HAMUR CAFE” ibareli marka arasında esas unsur, fonetik ve anlamsal manada benzerlik bulunduğu, dava konusu işaretlerin kullanıldığı hizmetin ortalama alıcısının bu hizmetleri sunan işletmeler arasında idarî-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları ihtimali bulunduğu, başvuru kapsamında bulunan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri bakımından 556 Sayılı KHK’ nin 8/b maddesindeki koşulların redde mesnet markanın sahibi yararına gerçekleştiğinden bahisle Özhamur Gıda Maddeleri San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından Cengiz Dağlayan ve TPE aleyhine “ÖZHAMUR+ŞEKİL” ibareli başvurunun kısmen reddine ilişkin TPE YİDK kararının iptali talebiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir. Bahsi geçen karar Dairemizin 03/10/2011 tarihli 2010/2031 Esas 2011/11703 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Böylece; taraflar arasında daha önce görülen söz konusu dava nazara alınarak; eldeki dosya davacısı adına tescili “HAMUR CAFE” ile davalı tarafından kullanılan “ÖZ HAMUR” işaretleri arasında benzerlik ve iltibas bakımından güçlü bir delil oluşturacağının kabulüyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış; kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir…”
gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Asıl dava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat; birleşen dava ise davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin tespiti, durdurulması ve davalının ticaret unvanındaki “ÖZ HAMUR” ibaresinin ticaret sicilinden terkini istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, markalar arasında karıştırma ihtimali değerlendirmesinin markaların ayırt edici unsuru dikkate alınarak markanın bıraktığı bütünsel izlenime göre yapılacağı, taraf markalarındaki yegâne ortak unsur olan “HAMUR” kelimesinin pide, börek işlerinin genel yaygın tasviri adı olduğu, davacının “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” markalarının başka firmaların tanımlayıcı unsur olarak “HAMUR” ibaresini kullanmasını yasaklayamayacağı, 556 Sayılı KHK’nın 7/c ve d fıkraları gereğince ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adların münhasıran veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemeyeceği, davalının ticaret unvanında yer alan “Hamur” ibaresinin davacı markaları ile iltibas tehlikesine yol açmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Mahkemece, bir önceki kararda dayanılan gerekçelerle direnme kararı verilmiş, direnme kararını davacı vekili temyize getirmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3’üncü maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429’uncu maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanun’nun 440’ıncı maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 04.07.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.