Sağlık Hukuku Avukatı

AnasayfaSağlık Hukuku Avukatı
trafik kazası avukatı
Tekcan Hukuk Bürosu olarak sağlık hukuku alanında yaşadığınız sorunlara çözüm üretmek için sağlık hukuku avukatlarımızla müvekkillerimize en iyi hizmeti vermek için çalışıyoruz. Modern tıbbın gelişmesi ile birlikte birçok kişi sağlık hizmetlerine kolaylıkla ulaşabiliyor. Yalnızca tıbbi müdahale gerektiren sağlık sorunları için değil medikal estetik operasyonlar da çoğu kişinin hekimlere başvurduğunu görüyoruz. Sağlık personellerinin uygulama hataları ne yazık ki birçok hasta için telafisi güç hatta imkansız sonuçlar doğuruyor. Yine sağlık personelleri tarafından hatalı işlemler yapılmamasına rağmen bu konuda kötü niyetli olarak hareket edip hukuki yollardan haksız kazanç elde etmek isteyenler de olacaktır. Bu gibi durumlardan sağlık hukuku alanında uzman bir sağlık hukuku avukatı ile ilerlemek önemli. Hastalar ile doktor ve hastane arasında yaşanan uyuşmazlıklar neticesinde açılan davalara malpraktis davaları diyoruz. Malpraktis davaları hekim yahut diğer sağlık çalışanlarının yapmış olduğu tıbbi uygulama neticesinde gerçekleştirilen müdahalenin hukuka uygun olmaması nedeniyle hastanın zarara uğraması durumunda açılacak davalardır. Bir diğer adı ile malpraktis davaları yanlış tedavi, hatalı tıbbi müdahaledir. Bu yanlış uygulamaların hem ceza hukuku hem de tazminat hukuku bakımından sonuçları olmaktadır. Sağlık hukukunda uzman avukat ekibimizle gerek hastalar gerekse doktorlar ve diğer sağlık personelleri ile hastaneler bakımından hem ceza davaları hem de tazminat davaları süreçleri ile ilgili hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermekteyiz. Sağlık hukuku genel bir kavram olup şüphesiz ki yalnızca malpraktis davaları gibi hekim hatalarından ibaret olmayıp sağlık sektöründe hizmet veren birçok kuruluşun ihtiyaç duyduğu diğer alanları da ifade etmektedir. Bu nedenle sağlık hukuku avukatlarımız aynı zamanda ilaç şirketlerinin üretim, dağıtım ve satış aşamalarına ilişkin sözleşme hazırlanması, kontrolü ve revizesi, dava dosyası takibi, idari prosedürlerin yürütülmesi gibi aşamalarda da destek sağlamaktadır.

HEKİMİN ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜ NEDİR?

Hekimlerin de bağlı bir meslek kuruluşu vardır: Türk Tabipler Birliği. Tabipler Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 13. Maddesinde bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesinin hekimin kötü uygulaması anlamına geldiğini söyler. Hekim, tıp bilimi çerçevesinde kendi tecrübelerine göre özen yükümlülüğüne uygun olarak hastaya müdahale etmekle yükümlüdür. Yüksek Mahkeme kararlarına göre hekim öncelikle hastalığı doğru şekilde tespit etmek ve en uygun tıbbi tedbiri uygulamak durumundadır. Bir sonraki aşamada ise hastayı, tespit ettiği ve uyguladığı tedaviye ilişkin olarak doğru ve eksiksiz bilgilendirmelidir. Eş zamanlı olarak uygulama esnasında yeterli sağlık personelini ve tıbbi ekipmanı bulundurmalıdır.  

MALPRAKTİS DAVA SÜRECİ NASIL İLERLER?

Hekimin yanlış uygulaması neticesinde zarar gören hastanın bu zararın giderilmesi için yasal süreci başlatmadan önce tespit etmesi gereken en önemli şey meydana gelen zararın tedavinin doğurduğu, tıbbi uygulamalar ve tıp literatürü bakımından karşılaşılması beklenen ve tüm önlemler alınmasına rağmen meydana gelebilecek olan bir komplikasyon yani yan etki olup olmadığının tespit edilmesidir. Çünkü meydana gelen zarar bir komplikasyon olarak adlandırılabiliyor ise burada hekimin ve diğer sağlık personellerinin kusurundan bahsedilemeyecektir. Buna karşılık hastanın uğradığı zarar bilgisizlik, deneyimsizlik veya ilgisizlikten kaynaklı ise bu durumda hekimin sorumluluğu doğacaktır. Kusur sorumluluğu ve tazminatın en temel kuralı kusurun olmaması halinde tazminat hakkının da olmadığıdır. Malpraktis davasında incelenecek ve araştırılacak olan hekimin kusurlu davranışının zarara sebebiyet verip vermediğidir. Şayet hekimin kusuru yoksa dava reddedilecektir. Bu nedenle davanın açılışından önce sağlık hukukunda ve malpraktis davalarında uzman avukatın görüşünün alınması önemlidir.  

MALPRAKTİS DAVASINDA TAZMİNAT MİKTARI NE KADARDIR?

Hekimin yanlış uygulaması bir haksız fiildir. Bu nedenle hem maddi hem de manevi tazminat talep edilebilir. Maddi tazminat talebinin hesaplanmasında dikkate alınacak masraflar hastane için yapılmış olan ödemeler, tıbbi müdahale için ödenen bedel, şayet tıbbi müdahale sonrası meydana gelen zararın tedavisi için ek masraflar yapılmak zorunda kalındıysa bunları tutarlarıdır. Yine kişi çalışıyorsa bu süre zarfında çalışamamasından kaynaklı gelir kaybı, şayet zarar nedeniyle kalıcı bir hasar varsa ve bu durum kişinin çalışmasına uzun vadede de engel olacaksa iş gücü kaybından kaynaklı zararları maddi zarar olarak talep edilebilecektir. Manevi zarar, haksız fiil neticesinde kişinin şahıs varlığında meydana gelen zarar demektir. Kişilik hakları hukuka aykırı bir eylemle zarar gören kişi manevi tazminat talep edebilecektir. Manevi tazminat bir kişinin haksız fiil karşısında çekmek zorunda kaldığı acı, elem ve kederin giderilmesi içindir. Manevi tazminata, haksız eylemin kişi üzerinde yarattığı etkileri göz önünde bulundurarak hakim takdir edecektir.  

ESTETİK OPERASYONLARDA İSTENİLEN SONUCUN ELDE EDİLEMEMESİ

Estetik operasyonlar bakımından hasta ile hekim arasındaki ilişki eser sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Buna göre tıbbi uygulama neticesinde doktor, hastasına bir sonucu bir eseri meydana getirmeyi taahhüt etmektedir. Eser sözleşmesinde, meydana getirilecek sonucun uzmanı kabul edilen yüklenici, yani doktor; meydana getirmeyi yüklendiği işi, özen borcu gereği olarak fen ve sanat kurallarına, anlaşma hükümlerine, kendisine duyulan güvene ve beklenen amaca uygun şekilde yapmakla görevlidir. Bu durumda estetik operasyonun neticesinde beklenilen düzeyde bir iyileşmenin gerçekleşmediğinden bahisle doktora karşı bir dava açılması söz konusu olabilecektir.  

SAĞLIK HUKUKUNDA CEZA DAVALARI

Hekim hatası nedeniyle hastanın zarara uğraması durumunda bu zararı gidermek için maddi ve manevi tazminat davası açabilmesinin yanı sıra zarara sebebiyet veren işlem suç teşkil edecek nitelikteyse hekimin cezai sorumluluğunun da varlığından söz edilebilir. Yapılan eylemin neticesine göre taksirle yaralama suçu veya taksirle öldürme suçu meydana gelebilir. Burada hekimin tıbbi uygulama esnasında yapılan hatalı bir eyleminin suç teşkil etmesinin neticesi üzerine duracağız. Yoksa hekim, zaten suç işleme kastı taşıyarak hareket ederse, tedavi etme amacı yoksa burada kasten yaralama veya kasten öldürme suçlarının oluşacağı açıktır. Hekimin taksirle yarama yahut öldürme suçlarına sebebiyet verecek eylemlerine örnek olarak:
  • Yanlış teşhis yapılması ve bunun sonucu olarak yanlış bir tedavi yönteminin tercih edilmesi,
  • Teşhis doğru yapılsa bile yanlış tedavi yönetiminin uygulanması,
  • Tedavinin uygulanmasında gecikme,
  • Riskli veya elverişli olmayan bir anestezi maddesinin hasta üzerinde uygulanması gibi durumlar gösterilebilir.
 

HASTALARDAN TIBBİ MÜDAHALE ÖNCESİ ALINAN AYDINLATMA ONAMI VEYA AYDINLATILMIŞ ONAM FORMU

Hastanın herhangi bir tıbbi müdahale yapılmadan onayının alınması yapılacak işlemin ön koşuludur. Hastanın onamı olmadan tıbbi müdahale yapılamayacağı gibi hasta bilgilendirilmediyse söz konusu onamın da geçerliliğinden söz edilemez. Hasta, sağlık durumu, kendisine uygulanacak tıbbi girişimler, bunların yararları ve olası sakıncaları, diğer tıbbi girişim yöntemleri, tedavinin kabul edilmemesi durumunda ortaya çıkacak muhtemel sorunlar, hastalığın gidişi ve sonuçları konusunda bilgilenmelidir. Hasta Hakları Yönetmeliğinde belirtildiği gibi hastanın anlayabileceği şekilde, mümkün oldukça tıbbi terimler kullanılmadan, tereddüt ve şüpheye yer vermeyecek şekilde, hastanın ruh durumuna uygun olarak bilgi verilmeden bir onam alınmış ise, bu tıbbi uygulamanın yasal olmadığı varsayılacaktır. Uygulamada genelde hastanın tıbbi operasyonu başlamadan evvel hastaya bir form verilmekte ve bunu imzalaması istenmektedir. Bu aydınlatma formlarının hazırlanmasında genel işlem koşullarına uyularak hareket edilmesi gerektiği unutulmamalı ve hastanın karşı karşıya kalabileceği riskler en doğru şekilde ifade edilmelidir. Aksi halde hasta imzalamış olmasına karşın aydınlatılmış onam formu geçersiz kabul edilecektir. Unutmamak gerekir ki bu onamın geçerliliği için ilk koşul hastanın neye onay verdiği konusunda etraflıca bilgilendirilmiş olmasıdır. Burada hekime hasta tarafından aydınlatılmaya ve bilgilendirilmeye ilişkin bir talepte bulunması gerekmez. Hekim, görevi gereği bunu yapmakla yükümlüdür.  

SAĞLIK HUKUKU AVUKATLARIMIZIN SUNMUŞ OLDUĞU HİZMETLER

Sağlık hukuku alanında karşılaşılabilecek uyuşmazlıklar, malpraktis davaları ve estetik operasyonların sonuçlarından memnun kalınmaması yahut bu operasyonlar sonrası meydana gelen hekim hataları hakkında yukarıda detaylı olarak bilgilendirme yaptık. Tüm bu süreçler devam ederken hastalar genellikle yaşadıkları üzüntü ve şokun da etkisiyle haklarını aramak konusunda gecikebiliyor yahut yasal yollara başvurmakla ilgili çekimser kalabiliyorlar. Ne yazık ki hekim hataları nedeniyle birçok insan telafi edilemeyecek sonuçlarla karşı karşıya kalabiliyor. Bu gibi durumlarda hızlı bir sağlık hukuku avukatı ile görüşerek süreci ne şekilde takip edeceğiniz konusunda bilgi almanız önemlidir. Asıl güç bilgidir mottosuyla çalışan İstanbul sağlık hukuku avukatlarımız ile Tekcan Hukuk Bürosu olarak sağlık hukuku ve malpraktis davaları hakkında gerek hastalara gerekse sağlık personellerine eğitim vermekte, aydınlatılmış onam ve hastanın bilgilendirilmesi süreçleri ile ilgili taraflara hukuki danışmanlık hizmeti sunmakta, müzakere ve uyuşmazlık çözümü işlemlerini yürütmekte, davaların açılması ve takibi işlerini en iyi şekilde yapmak için çalışmaktayız.

Sağlık Hukuku Avukatı İletişim

İstanbul, Bakırköy‘de çalışmalarına devam eden Tekcan Hukuk ve Avukatlık Bürosu‘na ve İstanbul sağlık hukuku avukatı kadromuza İletişim sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Avukatlar

avukat melda
Av. Melda Merve Tekcan

İstanbul, Avukat

Profili Görüntüle
Av. İlayda Saltık

İstanbul, Avukat

Profili Görüntüle

Hızlı iletişim için “Hemen Ara” butonuna tıklayabilirsiniz.