cari hesap

Cari Hesap

Ticari hayatta yaptığımız alışverişlerin ödemelerini hemen o anda yapmayabiliriz. Eski usulde ve küçük işletmelerde veresiye dediğimiz sistem büyük ölçekte karşımıza cari hesap şeklinde çıkmaktadır. Cari hesap ticari hayatın işleyişi bakımından önem arz eder.

Cari Hesap Nedir?

Cari hesabı taraflar arasında yapılan alışverişler için tutulan hesap olarak tanımlayabiliriz. Ancak cari hesabın şöyle bir özelliği vardır; her yapılan alışverişin ödemesi o anda yapılmayabilir. İşte ödemeleri o anda yapılmayan alışverişlerin tutulmasına cari hesap denir.

Ticari işletmeler birbirleriyle yaptıkları borç ve alacak ilişkisinde cari hesap oluştururlar. Düzenli olarak ya da ihtiyaç duyulduğunda birbirleriyle alışveriş yapan iki işletme sahibi yaptıkları alışverişlerde ödemeleri cari hesaba işler ve o anda ödemeyebilirler. Cari hesap sayesinde geçmişten gelen taraflar arasındaki güncel bakiye kaydı tutulur.

Cari hesap Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 89. maddesinde belirtilmiştir.

İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir.”

Cari hesap ile alışveriş yapan kişilerin tacir olma zorunluluğu yoktur. Uygulamada tacirler arasındaki cari hesap ilişkilerine sıklıkla rastlamaktayız. Özellikle alım ve satımlarda cari hesap kullanılarak karşılıklı alacak ve borç ilişkisi her işlem için ayrı ayrı tutulmayıp toplam şekilde tutulur. Bu sebeple kalem kalem tutulan alacak ve borçlar için çıkan toplam bakiyenin istenebilmesi için de taraflar arasında cari hesaba dayalı cari hesap sözleşmesi yapılır.

Aynı zamanda cari hesap için iki farklı süre düzenlenmiştir. Bunlardan ilki cari hesap sözleşme süresidir. İkincisi ise hesap devresidir.

Cari Hesap Sözleşme Süresi

Cari hesap sözleşmesine aynı zamanda anlaşma süresi de denilebilir. Sözleşme süresi belirli veya belirsiz olarak düzenlenebilir. Belirli süreli düzenlendiği takdirde taraflar arasında yapılan cari hesap sözleşmesinde alacağın ve borcun istenebileceğine ilişkin belirledikleri sürede cari hesaba ilişkin alacaklarını ileri sürme hakları doğar. Taraflar arasında cari hesaba ilişkin alacaklarının doğması için belirledikleri sürenin gelmesi gerekir. Yani taraflar belirli süreli sözleşmede cari hesap için alacaklarını talep etmek adına bir süre belirlerler ve o sürenin sonunda borçlu taraf alacaklıya ödeme yapmakla yükümlüdür.

İlginizi çekebilir:  Ticari Sözleşmelerde Ayıp

Aynı zamanda belirsiz süreli olarak da cari hesap sözleşmesi düzenlenebilir. Taraflar cari hesap sözleşmesinde ödeme tarihine ilişkin bir süre belirlemediklerinde aralarındaki sözleşme süresi belirsiz niteliktedir. Genellikle belirsiz süreli cari hesap sözleşmelerinde taraflar her yılın son gününde cari hesabı kapatırlar.

 

Cari Hesap Sözleşmesinde Hesap Devri Süresi

Yukarıda da belirttiğimiz gibi taraflar cari hesap sözleşmesini belirli veya belirsiz süreli olarak düzenleyebilirler. Aynı zamanda hesap devresi şeklinde de düzenleyebilirler. Hesap devresi tarafların alacakları ve borçları üzerinde yaptıkları incelemeyle var olan farkı tespit edilme devresi olarak tanımlanabilir.

Hesap devresinin süresi taraflarca belirlenebileceği gibi ticari hayatın gidişatına göre de belirlenebilir. Hiçbir şekilde belirlenmediği takdirde her takvim yılının sonu olarak belirlenmiş kabul edilir. Taraflar birbirlerine hesapladıkları tutarları hesap devresi sırasında belirtir ve arada çıkan farkı da bir sonraki cari hesaba aktarıp o hesap devresini ödeme gerçekleştirerek kapatırlar.

Nitekim cari hesaplardaki bu düzenlemeler Türk Ticaret Kanunu’nun 94. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre;

Sözleşme veya ticari teamül uyarınca, belirli hesap devreleri sonunda devre hesabı kapatılır ve alacak ile borç kalemleri arasındaki fark belirlenir.Hesap devresi hakkında sözleşme veya ticari teamül yoksa, her takvim yılının son günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayılır.”

Cari Hesap Sözleşmesi Nasıl Yapılmalıdır?

Taraflar arasında cari hesap sözleşmesi yazılı yapılmalıdır. Hem ispat açısından hem de Ticaret Hukuku açısından yazılı yapılması daha avantajlıdır. Zira yazılı yapılmadığı sürece cari hesap taraflar arasında sadece muhasebe işlemleri niteliğinde kalıp hukuki olarak etkisini gösteremez. Aynı zamanda sözleşme yazılı yapılmadıkça taraflar arasında bu cari hesabın var olduğunun ispatı da zorlaşır.

Ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun 89. maddesinin 2. fıkrasında sözleşmenin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla cari hesap sözleşmesinin geçerli şartı yazılı olarak yapılmasıdır.

İlginizi çekebilir:  Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Cari Hesaba İlişkin Alacaklar

Yukarıda belirtilen süreler sonunda taraflar cari hesabı sonlandırmak için düzenledikleri cari hesaba ilişkin cetvelleri birbirlerine gönderirler. Cetvellere itiraz edilmediği takdirde ortak irade ile cetvel üzerinde anlaşmanın sağlandığı kabul edilir. İtiraz yapılmayan cetvel üzerinde borçlu borcunu alacaklıya ödemekle yükümlüdür. Ancak ödemediği takdir de alacaklı cari hesaba ilişkin alacağını icra takibine koyabilir.

Yani cari hesaba ilişkin alacaklar icra yoluyla tahsil edilebilir. Ancak icra takibinin prosedürlerinden de bahsetmek gerekecektir.

Cari hesaba ilişkin başlatılan icra takibinde borçlu taraf borca itiraz ettiğinde icra takibi durur. Bunun üzerine alacaklının iki seçimlik yolu vardır. Buna göre itirazın iptali davası açılabilir ya da itirazın kaldırılması talep edilebilir.

İtirazın kaldırılmasını talep edebilmek için aranan bazı şartlar vardır. Bu şartlar; icra takibine konu olan alacak, imzası kabul edilmiş veya noterden tasdik edilmiş bir senede dayalı olmalıdır ya da resmi dairelerin veya yetkili makamlarca verilen bir belgeye dayalı olmalıdır. Bu belgeler olmadan başlatılan icra takibine itiraz edildiğinde alacaklı itirazın kaldırılmasını talep edemez.

Diğer bir seçimlik yol ise alacaklının itirazın iptali davasını açmasıdır. İtirazın iptali davası açıldığı takdirde mahkemece özellikle alacak faturaya ilişkin ise dört unsur üzerinde inceleme yapılır. Şöyle ki; taraflar arasında sözleşmenin var olup olmadığı, alacağa ilişkin faturanın borçluya usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve borçlunun itirazı olup olmadığı, alacağın ispatı ve son olarak faturanın ticari defterlere işlenip işlenmediği incelenir.

[Toplam:1    Ortalama:5/5]