Boşanma Sebepleri ve Kadına Yönelik Şiddet

Boşanma sebepleri, Türk Medeni Kanununda ‘Genel boşanma sebepleri’ ve‘Özel boşanma sebepleri’ olarak ikiye ayrılıyor.
• Zina
• Şiddet
• Saygısızlık
• Aşırı Güven
• Zenginleşme
• İlgisizlik ve zor şeylerden kaçınma
• Evlilik öncesi eşlerin birbirlerini yeterince tanımaması
• Eşlerin birbirlerine aşırı müdahalesi; Erkeğin kadının, erkeğin işlerine karışması
• Baba ve annenin eşlerin işlerine aşırı müdahalesi
• Karı veya kocada bulunan sürekli hastalık hali
• Aşırı kıskançlık
• Erkeğin çalışmaması, karısını çalışmaya zorlaması
• Üvey çocuklara uygulanan şiddet
• Cinsel ilişkilerdeki dengesizlik
• Evliliğe sadece cinsellik açısından bakılması
• Eşlerin birbirlerine sürekli yalan söylemesi
• İnançlardaki ciddi farklılık
• Aşırı yoksulluk
• Kadının aşırı lüks yaşam isteği
• Alkol ve kötü huylar
• Çocuk sahibi olamama
• Değişiklik arzusu
• Çok erken veya çok geç yaşta evlilik
• Sevmediği bire kişi ile evlenmeye zorlanmak
• Evlenmeden önce maske takıp gerçek yüzünü saklamak
• Tahammülsüzlük
• İnternet etkisi
• Evlilik kişiyle değil de aile ile yapılıyor imajı
• Eğitimdeki farklar
• Dedikodu çıkarmak
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sonucunu doğurabilecek nedenler sınırlı sayıda değildir. Bu kapsama nelerin sokulabileceği daha çok Yargıtay kararlarıyla şekillenmiştir. Yargıtay kararlarında yer alan bazı sebeplere değinmek fikir vermesi açısından aydınlatıcı olacaktır:
• Eşine iftira etmek
• Aile sırlarını açıklamak
• Eşi ailesi ile görüştürmemek
• Eşin ailesine hakaret etmek
• Başkasını sevdiğini söylemek
• Eşini sevmediğini söylemek
• Aşırı kıskançlık göstermek
• Bağımsız konut sağlamamak (Kayınvalide/kayınpederle birlikte oturulacak şekilde konut sağlanmasının, bağımsız konut kapsamında değerlendirilmediğine dikkat edilmelidir.)
• Cimri olmak (Cimriliğin, tutumlu olma sınırını aşması gerekmektedir.)
• Üvey çocuklara kötü davranmak
• Evi sık sık terk etmek (Çalışmamızda yer verdiğimiz terke dayalı boşanma davasıyla karşılaşmak istemeyen eşe karşı, bu sebebe dayanılarak boşanma davası açılabilecektir.)
• Eşin hastalığı ile ilgilenmemek
• Cinsel ilişki kuramamak
• Cinsel ilişkiden kaçınmak
• Zorla ters ilişki kurmak
• Eşin dövülmesine seyirci kalmak
• Ev eşyasına zarar vermek
• Sürekli alkol almak
• Haklı sebep olmaksızın yıkanmaktan kaçınmak
• Eşlerden birinin diğerinin cebinden para alması
• Fuhuş yapmaya zorlamak
• Ağız kokusu konusunda tedaviden kaçınmak
• Altını ıslatmak
• Eşin tedavisini yaptırmaktan kaçınmak
• Sürekli kavga etmek
• Kayınpeder veya kayınvalidenin, eşe kötü davranmasına engel olmamak
• Kadının mesleğini icra etmesine mani olmak
• Aşırı şekilde borçlanarak birçok icra takibine sebep olmak
• Eşi sosyal ortamlardan soyutlamak
• At yarışı oynamak ve ailenin ekonomik durumunu tehlikeye düşürmek
Belirtilen sebeplerin tek başına boşanmak için yeterli olmadığı; bu sebeplerin aynı zamanda eş için ortak hayatı sürdürmeyi çekilmez hale getirmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Yüksek Mahkemece genel boşanma sebebi olarak kabul edilmiş bazı olaylar,
• Bağımsız konut sağlamamak,
• Çalışmamak,
• Cinsel ilişki kuramamak /Cinsel ilişkiden kaçınmak,
• Eski sevgilisini unutamadığını söylemek,
• Evlilik dışı çocuğu olmak,
• Aşırı içki veya uyuşturucu kullanmak,
• Alay etmek/aşağılamak,
• Küçük düşürmek/küçümsemek,
• Başkalarıyla kıyaslamak,
• Çocuğun kendisinden olmadığı ile suçlamak/sadakatsizlikle suçlamak,
• Eşini sevmediğini söylemek,
• Eşinden soğuduğunu söylemek/Başkası ile evleneceğini söylemek,
• Aile ile görüştürmemek/Aile yanına bırakmak,
• Evden kovmak,
• Üvey çocuğa kötü davranmak,
• Doğumunda ilgilenmemek,
• Sebepsiz intihara kalkışmak,
• Ağız ve vücut kokusu tedavisinden kaçınmak/Beden temizliğine önem vermemek.

Özel (Mutlak) Boşanma Sebepleri Nelerdir?
• Zina (aldatma),
• Hayata kast etme, darp, pek kötü veya onur kırıcı davranışta bulunma,
• Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme,
• Terk,
• Akıl Hastalığı sebepleri ise kanunda özel olarak düzenlenmiş boşanma sebepleridir.

İlginizi çekebilir:  Genel Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Özel ve Genel Boşanma Sebepleri Arasındaki Fark Nedir?

Özel boşanma sebeplerinde olayın gerçekleşmiş olması boşanma için yeterlidir. Olayın eşler için ortak hayatı çekilmez hale getirip getirmediği mahkemece araştırılmaz. Genel boşanma sebeplerinde ise olayın gerçekleşmiş olmasının yanı sıra, olayın eşler için ortak hayatı çekilmez hale getirmiş olması gerekir.
Genel kural bu olmakla birlikte,
•Akıl hastalığı,
•Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme hallerinde ortak hayatın çekilmez hale gelip gelmediği mahkemece araştırılır.

Bununla beraber, Yargıtay Eşe ‘manyak-salak’ demek boşanma sebebi saydı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; bir temyiz başvurusunda, eşe ‘salak, manyak, koca kafalı, terbiyesiz’ gibi sözlerle hakaret edilmesini boşanma sebebi saydı. Yüksek mahkeme; aralarında şiddetli geçimsizlik olan çiftlerin, ele güne karşı aynı evde yaşamasının evlilik birliğinin hâlen çekilebilir olduğunu göstermeyeceğine hükmetti.
Aile Mahkemesi’ne başvuran M.Y., eşi Ş.Y.’nin sürekli kendisine ‘şizofren’ diyerek hakaret ettiğini, ciddi tartışmalar yaşadığı eşinin evliliğe alışamadığını, aralarında kişilik uyuşmazlığı ve kültür farklılığı olduğunu ileri sürerek boşanmadavası açtı. Davacı adam, velâyet hakkının kendisine verilmesini, eşinden 20 bin lira manevî 20 bin lira da maddî olmak üzere 40 bin lira tazminat talep etti. Mahkemede savunma yapan davalı Ş.Y. ise kocasının iddialarının doğru olmadığını belirterek, “Davacı bana, sürekli ‘salak, manyak, terbiyesiz, şerefsiz’ diyerek hakaret etmiştir. Boşanma davasının reddini istiyorum.” dedi. Âile Mahkemesi, kocanın karısına ‘salak-manyak, terbiyesiz’ diyerek hakaret ettiğine, kadının da kocasına ‘şizofren’ diyerek hakaret ettiğine dikkat çekti. Boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmeden mahkeme, davalı kadının tedbir ve yoksulluk nafakası talebini ise eşit kusur sebebiyle reddetti. Davacı kocanın da tazminat talebi reddedildi. Davalı kadın, boşanma kararını temyiz etti. Yargıtay 2. Hukuk Dâiresi, boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının ispatı gerektiğine hükmetti. Boşanma davası açıldıktan sonra dahî tarafların aynı evde yaşamasının; evlilik birliğinin temelinden sarsılmadığını, evliliğin çekilebilir olduğunu gösterdiğini hatırlatan 2. Hukuk Dâiresi kararı bozdu. Âile Mahkemesi, ilk kararında direnince dava Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gündemine geldi. Genel Kurul, oy çokluğu ile mahkemenin birbirine ‘salak-manyak-şizofren’ diyerek hakaret eden çifti boşayan Âile Mahkemesi kararını onadı. genel kurul kararında, eşlerin aynı evde yaşamasının evlilik birliğinin hâlen çekilebilir olduğunu göstermeyeceğine hükmetti. Kararda, “Tarafların sırf aynı evde yaşaması evlilik birliğinin hâlen çekilebilir olduğunu gösteren delil ya da olgu kabul edilemez. Mahkemenin kararı oy çokluğu ile onanmıştır. Tazminat ve nafaka yönünden incelemesi yönüyle dosya 2. Hukuk Dâiresi’ne gönderilmiştir” denildi.
Bir diğer örnek Yargıtay Kararı;
Açıklanamayan uzun telefon görüşmeleri boşanma nedeni sayıldı. Sürekli telefonla konuşan kadın, kendisine hakaret eden kocasıyla eşit kusurlu bulundu. İstanbul’da boşanma davası açan Gözde T., eşinin kendisine “Cahilsin, senden bir şey olmaz” şeklinde hakaretler ettiğini belirtti. Evin ihtiyaçlarını karşılamamakla suçladığı kocasından tazminat da istedi. Tamer T. ise karısının sürekli telefonla konuştuğunu, bu konuşmalarının güven sarsıcı boyuta ulaştığını, eşinin kendisine tatmin edici cevaplar vermediğini iddia etti. Çiftin boşanmasına karar veren yerel mahkeme, hakaret gerekçesi ile Tamer T.’nin genç kadına tazminat ödemesine hükmetti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tazminat kararını hatalı bularak mahkemenin kararını bozdu. Kadının sürekli telefonla konuşması ve bu görüşmeleri kiminle yaptığını eşine açıklayamaması kusurlu davranış olarak sayıldı. Kadının da en az kendisine hakaret eden eşi kadar kusurlu olduğu belirtilen kararda Gözde T.’ye tazminat ödenmemesine hükmedildi.

Kadına Yönelik Şiddet

Şiddet, bir hareketin bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik; karşıt görüşte olanlara, inandırma veya uzlaştırma yerine kaba kuvvet kullanma; duygu ve davranışta aşırılık anlamlarına gelmektedir. Şiddet göstermek ise, kaba, sert davranmaktır. Şiddet davranışı, içine sadece fiziksel içerikli şiddeti değil, sözel ve psikolojik tacizi de içeren davranışlar ile birine bilerek rahatsızlık veya fiziki olarak zarar vermeyi de almaktadır. Kadına yönelik şiddet yaygın bir toplumsal sorundur. Şiddetin en yaygın görülen biçimi erkeğin kadına ve çocuğa karşı uyguladığı aile içi şiddettir. Ülkemizde kadına yönelik şiddet üzerine yapılan araştırmalara baktığımızda, kadına yönelik şiddetin yaygınlığını, kadının şiddet karşısındaki çaresiz kalışını ve şiddete uğrayan kadının nasıl yardım alması gerektiği konularında bilgisizliğini görmekteyiz. Şiddet olgusunun çok farklı şekillerde sınıflandırılmasının nedeni şiddetin oldukça karmaşık bir yapıya sahip olmasıdır. Şiddet, fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik, yoksunluk ve ihmal içerecek biçimde farklı türlere sahip olmakla birlikte, bireyin kendine dönük, kişiler-arası ve kolektif düzeylerde deşifre edilebilecek sosyal etkileşim bağlamları içerisinde yapılaşmış çok boyutlu bir davranış seti olma özelliğine de sahiptir. Şiddet türlerine göre, şiddet eyleminin ortaya çıktığı “sosyal etkileşim bağlamı”; kişi, kişiler-arası ve kolektif düzeyler biçiminde sınıflandırılabileceği gibi, söz konusu sınıflandırmanın “ekolojik model” perspektifinde bireysel, akrabalık, topluluk ve daha geniş toplumsal sistem olmak üzere dörtlü bir sınıflandırma için değerlendirmesi de mümkün görünmektedir.
Kadına yönelik şiddet, temel hakların ve özgürlüklerinin ihlali olup, kadınlar ve erkekler arasındaki eşit olmayan güç ilişkilerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan önemli bir sorundur. Toplumsal değer sisteminde aile bütünlüğünün güvenliği ve üstünlüğüne inanç açısından bu sorunun objektif olarak irdelenebilmesi güçleşmektedir. Çünkü kadına yönelik aile içi şiddet özel alanda meydana geldiği için çoğu zaman gizli tutulmakta, bu nedenle boyutlarının tespiti son derece güç olmaktadır. Kadına yönelik şiddet olgusu, son derece karmaşık ve ele alınması güç bir olgudur. Şiddetin amacı, kadının davranışlarının korkuya dayalı olarak kontrol etmektir. Gerçekte bütün şiddet olaylarında kadın ile erkek arasında erkek lehine bir güç dengesizliği söz konusudur. Kadının aile ortamındaki eşitsizliğe dayanan konumu ve ev içindeki emeğinin değersizliği, ataerkil toplum yapısı içinde belirlenen güç ve iktidar ilişkileri çerçevesinde kendinden güçlü konumda olan kocasının onun üzerindeki gücünün bir göstergesi olarak sergilediği şiddete maruz kalmasına yol açmaktadır. Kadına yönelik şiddet, kadının fiziksel, cinsel veya psikolojik zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel olan hareketlerdir.
Şiddet, herkese yönelir ancak özellikle kadınları ve kız çocuklarını etkiler. Fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik, sosyokültürel biçimlerde gerçekleşebilir. Herkes tarafından gerçekleştirilebilir. Genel olarak şiddet uygulayanlar aile üyeleri, partnerler, topluluk üyeleri, kültür din devlet ya da devlet kurumları adına hareket edenlerin aldırmazlık ve göz ardı etmelerine bağlı olarak ortaya çıkabilir.

İlginizi çekebilir:  Aldatma(Zina) Sebebi İle Boşanma Davası Hakkında Bilinmesi Gerekenler?

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Hangi Kanunlarda Ele Alınmıştır?

1- Anayasa M.41
2- TMK M. 196 – 197 – 198 – 199 – 194 (Aile Konutu)-

3- TCK
Madde 82 /1-d: Kasten öldürme suçu nitelikli hali
Madde 86/ 2-a: Kasten yaralama suçu
Madde 96/2-b: Eziyet suçu
Madde 102/2: Cinsel saldırı suçu
Madde 103/3 : Çocukların Cinsel İstismarı
Madde 105/2: Cinsel taciz
Madde 109/2-e: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
Madde233/1-2: Aile Hukukundan Kaynaklanan yükümlülüğü ihlal
Madde 232/1-2:Aynı Konutta yaşadığı kişiye/idaresi altındaki/bakmakla yükümlü olduğu kişiye kötü muamele
Madde 234/1-2: Velayet hakkı elinden alınmış ebeveynin çocuğu kaçırması vb.

4- 6284 sayılı Ailenin Korunmasına ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun

Unutulmamalıdır ki Kadına Yönelik Şiddet İnsan Hakkı İhlalidir

Eşit olmayan güç ilişkisinden kaynaklanan toplumsal bir sorundur!

Kimler İhbar Edebilir?

MADDE 7- (1) Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı halinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir. İhbarı alan kamu görevlileri bu Kanun kapsamında üzerine düşen görevleri gecikmeksizin yerine getirmek ve uygulanması gereken diğer tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdür.

[Toplam:1    Ortalama:5/5]