boşanma kadın

Boşanma Davasında Kadınların Hakları

Boşanma davası çeşitli nedenlerle evlilik birliğini sona erdirmek isteyen eşin açtığı davadır. Uygulamada özellikle kadınlar açısından bir takım lehe düzenlemeler olduğu genellikle bilinmektedir. Bu konuda bazı hususları daha detaylı anlatmak istedik.

Boşanma Davası Nedir?

Boşanma davası eşler arasında iki şekilde karşımıza çıkar:

Eğer tarafların ayrılmaya yönelik ortak iradesi var ise o halde boşanma davası anlaşmalı olarak uygulanır. Her iki tarafın da ortak iradelerini içeren bir anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanır ve tarafların da katıldığı ilk celsede boşanma gerçekleşir. Tarafların boşanma ve sonuçları hakkında anlaşmaya varamaması durumunda ise çekişmeli boşanma davası açılacaktır. Tarafların talepleri sunmuş oldukları deliller çerçevesinde değerlendirilecek ve hakim karar verecektir.

İlgili Konu: Anlaşmalı Boşanma

Boşanma Davasında Kadınların Hakları Nelerdir?

Boşanma davasının yargılaması sırasında ve sonunda kadına yönelik pek çok hak tanınmıştır. Aile hukukunda yer alan hükümler çerçevesinde genellikle çocuk ve kadın eşin korunmasına yönelik düzenleme yapıldığını görmekteyiz. Bunun sebebi olarak yaşadığımız toplumda boşanma sonunda mağduriyet bakımından kadın eşin daha fazla mağduriyet yaşamasıdır. Dolayısıyla aile hukuku kapsamında güvence altına alınan yasal düzenlemeler doğrultusunda kadına tanınan birtakım haklar vardır. Bunları genel olarak tazminat hakkı, velayet hakkı, nafaka hakkı, mal paylaşımı hakkı, ziynet eşyalarını talep etme hakkı şeklinde sıralayabiliriz.

Kadının Tazminat Hakkı Nedir?

Boşanma davasında kadının tazminat hakkı olarak ileri sürebileceği iki çeşit tazminat vardır. Bunlardan biri maddi tazminat diğeri de manevi tazminattır.

Bu tazminat hakkının kullanımı için kusur oranlarına önem arz etmektedir. Eğer kadının boşanmada herhangi bir kusuru bulunmuyor ise maddi tazminat talep edebilir. Kusuru bulunsa bile o halde diğer eşin kusurundan daha az olup olmadığına bakılarak maddi tazminata ilişkin karar verilecektir. Zira kusuru olsa dahi kadının boşanmadaki kusuru erkek eşin kusuruna nazaran daha az ise o halde yine kadın maddi tazminat hakkını talep edebilir. Özetle maddi tazminatın talep edilebilmesi için kadının boşanmada kusursuz yahut diğer eşe nazaran daha az kusurlu olması gerekmektedir.

İlginizi çekebilir:  Yoksulluk Nafakası

Manevi tazminat hakkında ise boşanma sebeplerinin kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması aranır. Zira kişilik haklarına saldırı yapılan tarafça manevi tazminat talep edilebilir. Dolayısıyla kadının boşanma davasında manevi tazminat talep edebilmesi için kişilik haklarına saldırının gerçekleşmesi gerekir. Evlilik birliği içerisinde aşağılanma, hor görülme, hakarete maruz kalma gibi durumları örnek olarak göstermek mümkün.

İlgili Alan: Boşanma Avukatı

Kadının Velayet Hakkı Nedir?

Bilindiği üzere eşler arasında müşterek çocuk var ise boşanma sonrası çocuğun velayetinin kimde olacağı sorunu ortaya çıkar. Burada tarafların boşanmada kusurlarına bakılmaktan ziyade çocuğun menfaatlerine bakılarak karar verilir. Zira burada önemli olan çocuğun gelişimi, üstün menfaatleri ve geleceğidir.

Çocuğun velayetinin hangi eşte olacağını mahkeme taraflar arasında kıyaslama yaparak karar verir. Hangi eşte olması durumunda çocuğun daha iyi bir yaşama sahip olacağı ve daha çok mutlu olabileceği durumlara bakılarak değerlendirilir. Aynı zamanda çocuğun yaşına, ayırt etme durumuna ve eğitim düzeyine bakılarak da velayetin hangi ebeveyne verileceğine karar verilir. Özellikle müşterek çocuğun yaşı oldukça küçük olması durumunda genellikle velayet kadına verilir. Zira her küçük çocuğun annenin bakım ve gözetimine muhtaçtır.

KADININ NAFAKA HAKKI NEDİR?

Çoğumuzun boşanma davasıyla birlikte aklına gelen nafaka durumudur. Günümüzde yapılan haberler ile medyada yer alan kişilerin ödediği nafakaların gösterilmesi gibi sebeplerden dolayı nafaka hakkı hemen hemen herkesin aşina olduğu bir haktır. Fakat bunun hukuki detaylarını bilmek gerekir. Zira her görünen haber veya medyaya yansıtılan durumlar gerçeği yansıtmayabilir.

Kadının nafaka hakkı içerisinde pek çok nafakayı barındırır. Nafaka kapsamında; yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, tedbir nafakası yer alır.

  • Yoksulluk Nafakasında Kadının Hakkı; İsminden de anlaşıldığı üzere yoksulluğa düşme durumuna karşılık verilen nafaka türüdür. Yoksulluk nafakası diğer nafaka türlerine nazaran belki de kadına verilen en önemli nafaka türüdür. Bunun sebebi yukarıda da belirttiğimiz gibi boşanma davasında kadının daha fazla mağduriyet yaşamasıdır. Bundan dolayı yoksulluk nafakası, boşanma sonrası yoksulluğa düşme durumuna karşılık kadına verilen nafakadır.
  • İştirak Nafakasında Kadının Hakkı; Boşanma davasının sonucunda eşler arasında var olan müşterek çocuğun reşit olana kadar velayeti alan ebeveyne ödenen nafaka türüdür. Müşterek çocuğun velayeti kadına verildiği takdirde kadına çocuk için harcaması adına verilecek nafaka türüdür.
  • Tedbir Nafakasında Kadının Hakkı; Bu nafaka boşanma davasının sonucunda değil yargılama süresince kadına verilen bir nafakadır. Bu nafaka türü de iki şekilde karşımıza çıkar. Kadına yönelik tedbir nafakası ile çocuğa yönelik tedbir nafakası şeklindedir. Kadına yönelik tedbir nafakası, kadının boşanma davası sırasında geçimini sağlayabilmesi maksadıyla verilir. Aynı şekilde boşanma davası sırasında çocuğa bakan kişinin diğer eşten çocuğun geçimine katkı sağlaması için tedbir nafakası talep etmesi de mümkündür.
İlginizi çekebilir:  Yurtdışında Boşanmanın Türkiye'de Tanınması

Kadının Mal Paylaşımı Hakkı Nedir?

Mal paylaşımı konusunda farklı iki uygulamanın tarihleri açısından belirterek açıklamak gerekir. Şöyle ki; 1 Ocak 2002 tarihinde Medeni Kanun’da yapılan değişiklik ile evlilik birliği içerisinde eşlere tanınan haklar değişikliğe uğramıştır. Bu tarihten sonra evlenen eşler arasında “Edinilmiş Mal Rejimi” uygulanır. Bu rejime göre de evlilik birliği içerisinde edinilmiş tüm malların boşanma davası sonunda ayrı bir dava açılarak yarı yarıya paylaştırılması söz konusudur. Dolayısıyla 1 Ocak 2002 tarihinden sonra evlenen eşler bakımından evlilik birliği içerisinde edinilmiş malların tümü bakımından mal paylaşımı gündeme gelecektir.

Eğer eşler arasındaki evlilik 1 Ocak 2002 tarihinden önce yapılmış ise bu tarihe kadar edinilmiş olan mallar paylaşıma dahil olmayacaktır. Ancak bu tarihten sonra evlilik birliği içerisinde edinilmiş olan mallar paylaşıma tabiidir.

Mal paylaşımı ile talep edilebilecek 3 farklı alacak türü bulunmaktadır:

  1. Katılma Alacağı
  2. Değer Artış Payı Alacağı
  3. Katkı Payı Alacağı

Edinilmiş malların tespit edilmesi, kişisel malların paylaşıma tabi olmaması, alacak türlerinin ne şekilde hesaplanacağı ve talep edileceği konuları uzmanlık gerektiren ve aksi bir durumda kişinin hak kaybına uğramasına sebebiyet verecek konulardır. Bu nedenle uzman bir boşanma avukatı ve mal paylaşımı avukatı ile yola devam edilmesi gerekir.

Kadının Ziynet Eşyalarını Talep Etme Hakkı Nedir?

Kadının ziynet eşyalarını talep etmesi boşanma davası sırasında talep etmesi mümkündür. Yani mal paylaşımı gibi boşanma davasının sonucunda ayrı bir dava açarak talep etmesine gerek yoktur. Burada ziynet eşyasından kastı düğünde takılan altınlar olarak düşünebiliriz. Ayrıca sadece kadına takılan altınlar değil düğün esnasında her iki tarafa da takılan altınları dahil ederiz. Yani kadının ayrım yapılmaksızın düğünde toplanan tüm ziynet eşyalarını talep etme hakkı vardır.

İlginizi çekebilir:  Boşanmada Velayet

Burada dikkat edilmesi gereken tek husus; kadının ziynet eşyalarını talep edebilmesi için hangi ziynet eşyalarını istiyorsa o ziynet eşyalarının cins ve miktarını açıkça belirtmek zorunda ve ardından miktar üzerinden harcını mahkemeye yatırması gerekir. Zira ziynetlerin cinsi ve miktarı belirtilmeden ve buna bağlı olarak ziynetlerin miktarı oranındaki harç yatırılmadan mahkemeden bu hak talep edilemez.

İlgili Konu: Düğün Takıları (Ziynet Eşyaları)

Yukarıda belirttiğimiz boşanma davasında kadınların haklarının yanı sıra haklar kadar kadınlara tanınan yükümlülükler de vardır. Bu yükümlülüklerin başında gelen kadınların iddet süresidir.

İddet Süresi Nedir?

İddet süresi; kadının boşanmasından sonra tekrardan evlenebilmesi için verilen bekleme süresine denir. Kadının boşanmasının ardından tekrardan evlenebilmesi için getirilen bu sürenin amacı eşinden boşanma öncesi ve sonrasına tekâmül eden süre zarfı içerisinde kadının hamile olması durumuna karşı çocuğun korunması ve babasının belli olmasını sağlamaktır.

İddet süresi kadının boşanma davasının sonucunun kesinleşmesiyle başlar. Ayrıca kadının 300 gün geçmeden evlenmesi de mümkün değildir. Sürenin ne zaman biteceğine dair birkaç ihtimal ışığında belirtmek gerekir. Zira kadın hamile ise doğumun gerçeklemesiyle bu süre biter. Eğer kadın hamile değil ise boşuna bu süreyi beklemesine sebebiyet verilmemesi için mahkeme, hamile olmadığını kanıtlayan kadının iddet süresini kaldırır.

İddet süresinin kalkması ancak kadının açacağı bir dava ile talep etmesi halinde mümkündür. Yoksa kadın her türlü yeniden evlenmek için 300 gün beklemek zorundadır. Bunun sebebi ise boşanmadan sonra 300 gün içinde doğan bebeğin babasının boşandığı eş olduğu kabul edilmesidir. Bu durum “Babalık Karinesine” dayandırılmaktadır. Aksi bir durumda soybağının reddi veya soybağının tespiti davaları gündeme gelecektir.

[Toplam:1    Ortalama:5/5]